OpenAI, 2026 yılı içinde halka arz için hazırlıklarını hızlandırırken şirketin eylül ayında borsaya açılabileceği konuşuluyor. Sürece yakın kaynaklara göre şirket, önümüzdeki haftalarda ABD’de gizli IPO başvurusu yapmaya hazırlanıyor.
OpenAI’nin son yatırım turunda yaklaşık 852 milyar dolar değerlemeye ulaştığı belirtiliyor. Şirketin halka arz sonrası 1 trilyon dolar seviyesine yaklaşabileceği değerlendiriliyor. Goldman Sachs ve Morgan Stanley’nin süreçte aktif rol aldığı aktarılıyor.
IPO hazırlıkları devam ederken OpenAI’nin finansal tablosu da dikkat çekiyor. Şirketin 2026 yılı için yaklaşık 14 milyar dolar zarar projeksiyonu yaptığı belirtiliyor. Yüksek veri merkezi maliyetleri, model eğitimi giderleri ve küresel AI altyapı yatırımları şirketin nakit tüketimini büyütüyor. Buna rağmen OpenAI tarafı agresif büyüme stratejisini sürdürmeye devam ediyor.
Son dönemde yapay zeka sektöründe rekabetin hızlanması da IPO sürecini etkileyen önemli faktörlerden biri olarak görülüyor. Özellikle Anthropic’in kurumsal tarafta hızla büyümesi ve Google’ın Gemini ekosistemini genişletmesi, OpenAI üzerindeki baskıyı artırıyor. Şirketin son dönemde enterprise AI, coding araçları ve agentic AI tarafına daha fazla odaklanması da bu rekabet ortamıyla ilişkilendiriliyor.
OpenAI ayrıca Elon Musk ile yaşanan hukuki sürecin önemli bölümünü geride bıraktı. Şirketin for-profit yapıya dönüşüm sürecindeki kritik engellerden birinin aşılması, halka arz hazırlıklarını hızlandıran gelişmeler arasında gösteriliyor. Küresel teknoloji piyasasında OpenAI’nin halka arzı, son yılların en büyük teknoloji IPO’larından biri olmaya aday görülüyor.
Yapay zeka ekonomisinde yeni dönem artık yalnızca teknoloji yarışından ibaret görünmüyor. Sermaye piyasaları da bu hikayenin merkezine yerleşiyor. OpenAI’nin olası halka arzı, AI şirketlerinin gerçek finansal dayanıklılığını ilk kez büyük ölçekte test edecek. Şirketin milyarlarca dolarlık zarar açıklamasına rağmen trilyon dolar seviyesinde değerleme konuşulması, piyasanın yapay zeka altyapısını uzun vadeli ekonomik dönüşüm olarak gördüğünü gösteriyor. Önümüzdeki dönemde yatırımcılar için kullanıcı büyümesinden çok gelir kalitesi, altyapı maliyeti ve operasyonel verimlilik daha belirleyici hale gelebilir.


