Meta, AB’nin AI kurallarına katılmayacağını açıkladı.
Meta, Avrupa Birliği’nin genel amaçlı yapay zekâ sistemlerine yönelik hazırladığı gönüllü uygulama kurallarına katılmayacağını açıkladı. Şirket, bu kararı Avrupa’daki yasal belirsizlikleri ve düzenlemelerin kapsamını aşan yükümlülükleri gerekçe göstererek aldı.
Meta’nın küresel ilişkilerden sorumlu Başkanı Joel Kaplan, LinkedIn üzerinden yaptığı açıklamada, “Avrupa Komisyonu’nun genel amaçlı yapay zekâ (GPAI) modelleri için hazırladığı Uygulama Kuralları’nı dikkatle inceledik ve Meta olarak bu belgeyi imzalamayacağız. Bu kurallar, model geliştiricileri için ciddi yasal belirsizlikler yaratıyor ve AI Yasası’nın kapsamını aşan önlemler içeriyor” ifadelerini kullandı.
Avrupa Komisyonu’nun 10 Temmuz’da yayımladığı gönüllü kurallar, yapay zekâ sağlayıcılarının 2 Ağustos 2025’te yürürlüğe girecek olan AI Yasası’na önceden uyum sağlamalarını amaçlıyor. Kurallara gönüllü olarak uyan şirketler, “azaltılmış idari yük” ve “arttırılmış hukuki netlik” gibi avantajlardan faydalanabilecek. OpenAI, 11 Temmuz’da bu yönergeyi imzalama niyetini açıklamıştı.
Yeni yasalar uyarınca, genel amaçlı yapay zekâ sağlayıcıları; modellerin eğitim süreçleri, güvenlik riskleri ve telif haklarına dair şeffaflık sağlamakla yükümlü olacak. AB’nin yeni düzenlemelerine uymayan firmalara yıllık küresel gelirlerinin yüzde yedisine kadar para cezası uygulanabilecek.
Kaplan, Avrupa Birliği’nin bu kapsamlı düzenleme yaklaşımının, Avrupa merkezli yapay zekâ inovasyonunu sınırlandırabileceği uyarısında bulunarak, “AI Yasası, sınır teknolojilerin Avrupa’da gelişimini yavaşlatabilir. Bu da AB içindeki şirketlerin rekabet gücünü zayıflatabilir” değerlendirmesinde bulundu.
Meta’nın bu kararı, geçtiğimiz ay Airbus, Mercedes-Benz, Philips ve ASML gibi 45’ten fazla şirketin imzaladığı ve AB’ye AI Yasası’nın yürürlüğünü iki yıl erteleme çağrısı yapan mektupla paralellik taşıyor.
Meta’nın Avrupa’daki düzenlemelere mesafeli duruşu, daha önce AB kurumlarından aldığı milyarlarca avroluk para cezaları ve ABD yönetimiyle yakın ilişkileriyle birlikte değerlendiriliyor. Şirket, teknoloji alanındaki düzenlemelere karşı daha esnek bir tutum benimseyen Trump yönetiminin politikalarına yakın bir çizgi izliyor.
Meta’nın gönüllü kurallara imza atmama kararı, Avrupa’daki teknoloji düzenlemelerine karşı gelişen küresel yaklaşım farkını net biçimde ortaya koyuyor. ABD’de daha serbest bırakılan inovasyon iklimine karşın, Avrupa’nın sıkı düzenleyici çerçevesi büyük teknoloji firmalarını yeni tercih ve pozisyon almaya zorluyor. Bu süreç, sadece Meta’yı değil, sektördeki tüm oyuncuları stratejik yeniden konumlandırmalara yönlendiriyor.

