Koç Üniversitesi – ESAS Holding Alternatif Yatırımlar Merkezi tarafından hazırlanan Türkiye Girişim Sermayesi Ekosistemi Raporu yayımlandı. 2006-2025 dönemini kapsayan rapor, 11 binden fazla yatırım işlemini, 5.800’den fazla girişimi ve 4.500’den fazla yatırımcıyı analiz ederek Türkiye’de girişim sermayesi ekosisteminin son 20 yıldaki gelişimini ortaya koydu.
Koç Üniversitesi – ESAS Holding Alternatif Yatırımlar Merkezi tarafından hazırlanan “Türkiye Girişim Sermayesi Ekosistemi Raporu”, 18 Haziran’da düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaşıldı. ESAS Plaza Hubitat’ta gerçekleştirilen toplantıda, Türkiye girişim sermayesi ekosisteminin mevcut görünümü, yatırım eğilimleri, sektörel dağılımı ve gelişim alanları değerlendirildi.
Toplantıya T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Zekeriya Coştu katılırken; ESAS Yönetim Kurulu Üyesi ve Grup CEO’su Çağatay Özdoğru ile Koç Üniversitesi Araştırma ve İnovasyondan Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hakan Ürey açılış konuşmalarını gerçekleştirdi. KUES Akademik Direktörü Doç. Dr. Uğur Çelikyurt ise raporun öne çıkan verilerini ve bulgularını paylaştı.
11 binden fazla yatırım işlemi analiz edildi
PitchBook ve Startups.watch veri tabanlarından yararlanılarak hazırlanan rapor, 2006-2025 döneminde gerçekleşen 11 binden fazla yatırım işlemini kapsıyor. Çalışmada 5.800’den fazla girişim ve 4.500’den fazla yatırımcıya ilişkin veriler analiz edildi.
Rapor, Türkiye girişim sermayesi ekosisteminin son 20 yıldaki gelişimini veri odaklı bir yaklaşımla ele alıyor. Bulgulara göre Türkiye girişim sermayesi ekosistemi özellikle 2018 sonrasında yatırım işlem sayılarında belirgin bir artış gösterdi. 2020-2022 döneminde yatırım tutarları tarihi seviyelere ulaşırken, 2025 yılında daha dengeli bir görünüm öne çıktı.
Buna karşın ekosistemin ulaştığı toplam hacim ve işlem ölçeği, geçmiş dönemlerin üzerinde seyretmeye devam etti. Bu tablo, Türkiye’de girişim sermayesinin artık münferit başarılarla açıklanan dar bir alan olmaktan çıkarak daha yerleşik ve veriyle izlenebilir bir yatırım ekosistemine dönüştüğünü gösteriyor.
Erken aşama girişimler ekosistemin temel gücünü oluşturuyor
Rapora göre Türkiye girişim sermayesi ekosisteminde işlemlerin yaklaşık yüzde 80’i tohum aşamasında gerçekleşiyor. Bu veri, Türkiye’nin yeni girişim üretme kapasitesinin güçlü olduğunu gösteriyor.
Ancak toplam yatırım hacminin yaklaşık yüzde 66’sı geç aşama yatırımlardan kaynaklanıyor. Bu tablo, ekosistemin en önemli gelişim alanlarından birine işaret ediyor. Türkiye’de çok sayıda erken aşama girişim ortaya çıkarken, bu girişimlerin büyüme ve ölçeklenme dönemlerinde ihtiyaç duyduğu finansman kaynaklarının güçlendirilmesi gerekiyor.
Girişim ekosisteminin sürdürülebilir büyümesi için yalnızca daha fazla girişimin kurulması yeterli görülmüyor. Girişimlerin ürün-pazar uyumunu yakaladıktan sonra bölgesel ve küresel pazarlara açılmasını destekleyecek büyüme sermayesi, geç aşama yatırım fonları, kurumsal yatırımcı katılımı ve uluslararası sermaye bağlantıları daha kritik hale geliyor.
Yazılım sektörü yatırımda ilk sırada
Sektörel dağılım incelendiğinde yazılım sektörü hem yatırım işlem sayısı hem de yatırım tutarı bakımından ilk sırada yer alıyor. Yazılımı perakende ve finans dışı hizmetler takip ediyor.
Yazılım sektörünün öne çıkması, Türkiye girişim sermayesi ekosisteminin teknoloji yoğun alanlarda daha güçlü bir yatırım çekme kapasitesi geliştirdiğini gösteriyor. Ölçeklenebilir iş modelleri, düşük fiziksel varlık ihtiyacı, küresel pazarlara açılma potansiyeli ve hızlı ürün geliştirme kabiliyeti, yazılım girişimlerini yatırımcılar açısından cazip hale getiriyor.
Fintek, SaaS, yapay zeka, oyun, e-ticaret altyapıları, kurumsal yazılım ve dijital hizmetler gibi alt alanlar, Türkiye girişim ekosisteminin büyüme hikayesinde önemli rol oynuyor. Bu alanlarda oluşan bilgi birikimi, yeni kurucu ekiplerin ve yatırımcıların daha güçlü bir ekosistem içinde hareket etmesini sağlıyor.
Uluslararası yatırım bağlantıları güçleniyor
Rapor, Türkiye girişim sermayesi ekosisteminin uluslararası yatırım ağlarıyla daha güçlü ilişkiler kurduğunu ortaya koyuyor. İşlemlerin yüzde 75’i yerli yatırımcılar ile yerli girişimler arasında gerçekleşirken, yurt dışı bağlantılı yatırımlar daha yüksek işlem hacimleriyle öne çıkıyor.
Yabancı yatırımcıların Türkiye merkezli girişimlere ilgisinin arttığı, yerli yatırımcıların da yurt dışındaki girişimlerde daha aktif rol almaya başladığı görülüyor. Özellikle yüksek tutarlı yatırımların ölçeklenme aşamasındaki şirketlerde yoğunlaşması, uluslararası sermayenin büyüme potansiyeli kanıtlanmış girişimlere daha fazla yöneldiğini gösteriyor.
Bu gelişme, Türkiye girişim ekosistemi için iki yönlü bir fırsat yaratıyor. Bir yandan yerli girişimlerin küresel sermayeye erişimi güçleniyor. Diğer yandan yerli yatırımcıların uluslararası pazarlarda daha aktif hale gelmesi, Türkiye merkezli fonların bilgi birikimini ve küresel bağlantı kapasitesini artırıyor.
İstanbul merkez konumunu koruyor
Coğrafi dağılım açısından İstanbul, Türkiye girişim sermayesi ekosisteminin merkezi konumunu koruyor. Ankara ise ikinci önemli merkez olarak öne çıkıyor. Raporda bazı şehirlerin ekonomik büyüklüklerinin üzerinde bir girişimcilik performansı sergilediğine de dikkat çekiliyor.
İstanbul’un finans, teknoloji, üniversite, kurumsal şirket ve yatırımcı yoğunluğu nedeniyle liderliğini sürdürmesi beklenen bir tablo sunuyor. Ankara’nın güçlü üniversite altyapısı, teknoloji geliştirme bölgeleri ve savunma sanayi etrafında gelişen mühendislik kapasitesi de girişimcilik ekosistemindeki rolünü destekliyor.
Bölgesel girişimcilik performansının güçlenmesi, Türkiye ekosisteminin daha dengeli büyümesi açısından önemli. Farklı şehirlerde üniversite-sanayi iş birlikleri, teknoparklar, yerel fonlar, hızlandırma programları ve kamu destekleriyle yeni girişim merkezlerinin oluşması ekosistemin derinleşmesine katkı sağlayabilir.
Çağatay Özdoğru ekosistemin olgunlaşmasına dikkat çekti
ESAS Yönetim Kurulu Üyesi ve Grup CEO’su Çağatay Özdoğru, raporun Türkiye girişim sermayesi ekosisteminin kat ettiği mesafeyi ve ulaştığı olgunluk düzeyini ortaya koyduğunu belirtti.
Özdoğru, Türkiye’nin artık tesadüfi ya da münferit başarı hikayeleriyle anılan bir yapı olmaktan çıkarak kendi dinamiklerine, güçlü bilgi birikimine ve yatırım kültürüne sahip bir ekosistem haline geldiğini ifade etti.
2020-2022 yıllarında ulaşılan yüksek yatırım seviyelerinin ardından 2025 yılında daha dengeli bir görünüm oluştuğunu belirten Özdoğru, bugün ulaşılan ölçeğin geçmiş dönemlerin önemli ölçüde üzerinde bulunduğunu vurguladı. Erken aşama girişimlerin ekosistemin güçlü yönlerinden biri olduğunu söyleyen Özdoğru, önümüzdeki dönemde büyüme ve ölçeklenme aşamalarındaki finansman kaynaklarının güçlendirilmesinin önem taşıdığını ifade etti.
Üniversitelerin ekosistemdeki rolü güçleniyor
Koç Üniversitesi Araştırma ve İnovasyondan Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hakan Ürey, girişimcilik ekosistemlerinin yalnızca sermaye ile gelişmediğini; bilgi, araştırma, insan kaynağı ve güçlü iş birliklerinin de bu gelişimde kritik rol oynadığını belirtti.
Ürey, üniversitelerin yalnızca eğitim ve araştırma yapan kurumlar olmadığını, aynı zamanda girişimcileri, yatırımcıları ve fikirleri bir araya getiren ağların merkezinde yer alan stratejik aktörler olduğunu vurguladı.
Koç Üniversitesi ile ESAS iş birliğiyle kurulan KUES’in, akademi ile iş dünyasının ortak akıl ve ortak değer üretme kapasitesinin güçlü bir örneği olduğunu belirten Ürey, raporun Türkiye’nin girişimcilik, teknoloji ve yatırım politikalarına yön verecek önemli bir referans kaynak oluşturduğunu söyledi.
Ekosistemin yeni ihtiyacı ölçeklenme sermayesi
Türkiye girişim sermayesi ekosistemi son 20 yılda önemli bir gelişim gösterdi. Erken aşama yatırımların yaygınlaşması, girişim sayısının artması, fonların çeşitlenmesi, kamu desteklerinin devreye girmesi, üniversite-sanayi iş birliklerinin güçlenmesi ve yabancı yatırımcı ilgisinin artması ekosistemin temel kazanımları arasında yer alıyor.
Buna karşın raporun öne çıkardığı en önemli başlıklardan biri ölçeklenme aşamasındaki finansman ihtiyacı. Erken aşama girişim üretme kapasitesi güçlü olan ekosistemin, bu girişimleri bölgesel ve küresel ölçekte büyütecek daha büyük sermaye yapısına ihtiyacı bulunuyor.
Bu ihtiyaç; geç aşama fonlarının gelişmesi, kurumsal yatırımcıların daha aktif rol üstlenmesi, emeklilik fonları ve büyük sermaye havuzlarının girişim sermayesiyle daha güçlü bağ kurması, yabancı sermaye bağlantılarının derinleşmesi ve çıkış piyasalarının sağlıklı işlemesiyle karşılanabilir.
KUES tarafından hazırlanan Türkiye Girişim Sermayesi Ekosistemi Raporu, Türkiye’de girişim sermayesinin son 20 yılda ne kadar ciddi bir dönüşüm geçirdiğini veriyle ortaya koyuyor. 11 binden fazla yatırım işleminin analiz edilmesi, artık Türkiye girişim ekosisteminin yalnızca başarı hikayeleriyle anlatılacak bir alan olmaktan çıktığını, ölçülebilir ve karşılaştırılabilir bir yatırım pazarı haline geldiğini gösteriyor. En dikkat çekici bulgulardan biri, işlemlerin yaklaşık yüzde 80’inin tohum aşamasında gerçekleşmesi. Bu, Türkiye’nin girişim üretme kapasitesinin güçlü olduğunu gösterirken, toplam yatırım hacminin büyük bölümünün geç aşama yatırımlardan gelmesi ölçeklenme finansmanının ne kadar kritik olduğunu hatırlatıyor. Yazılım sektörünün liderliği, Türkiye’nin teknoloji odaklı büyüme alanlarında rekabetçi bir damar yakaladığını gösteriyor. Ancak yeni dönemde asıl sınav, erken aşamada doğan girişimlerin bölgesel ve küresel ölçekte büyüyebilmesi için gereken sermaye, müşteri, yetenek ve pazar erişimini sağlayabilmek olacak. Türkiye girişim sermayesi ekosisteminin bir sonraki fazı, daha fazla girişim kurmaktan çok, daha fazla girişimi ölçekleyebilme becerisiyle şekillenecek.


