Intel’in yeni CEO’su Lip-Bu Tan, şirketin bugünkü sorunları ve geleceğininden söz etti.
Çip sektörünün efsanevi markası Intel, tarihindeki en kritik yeniden yapılanma sürecine girmiş durumda. Şirketin yeni CEO’su Lip-Bu Tan, Las Vegas’ta düzenlenen Intel Konferansı’ndaki açılış konuşmasında hem şirketin bugünkü sorunlarını hem de önündeki zorlu yolu açık bir dille anlattı.
“Bu sektör için ve Amerika Birleşik Devletleri için önemli, ikonik ve vazgeçilmez bir şirket” diyerek söze başlayan Tan, Intel’in yeniden ayağa kalkması gerektiğini vurguladı.
MIT’deki doktora eğitimini yarıda bırakan nükleer fizikçi Tan, daha önce Cadence Design Systems’ı güçlü bir çip tasarımı ve yazılım şirketine dönüştürmesiyle tanınıyordu. Intel’in yönetim kurulunda da yer alan Tan, şimdi şirketin kültürel ve teknik dönüşümünü üstleniyor.
“İnovasyonda geride kaldık. İhtiyaçlarınıza uyum sağlamakta çok yavaştık. Daha iyisini hak ediyorsunuz, gelişmemiz gerekiyor ve gelişeceğiz. Lütfen bize acımasızca dürüst olun.”
Zirveden Düşüşe: Bir Dev Nasıl Geride Kaldı?
Bir zamanlar “Intel Inside” etiketiyle dünyanın en bilinen çip üreticisi olan Intel, 1990’larda Microsoft ile birlikte “Wintel” olarak anılacak kadar PC pazarını domine etmişti. Kurucusu Gordon Moore’un ortaya koyduğu Moore Yasası hâlâ geçerliliğini korusa da, şirketin düşüşü 2010’ların ortalarında başladı.
Ürün geliştirmede kritik gecikmeler yaşandı, 10nm üretim süreci başarıyla tamamlanamadı ve bu süreçte TSMC ile AMD gibi rakipler hem performans hem verimlilikte Intel’i geçti. Donanım öncelikli yaklaşım, yazılım ve yapay zekâ merkezli geleceğe uyum sağlayamayan bir kültürle birleşince; şirketin inovasyon gücü zayıfladı.
Apple’ın iPhone için çip üretme talebini geri çevirmesi, Qualcomm’un önünü açtı. 2024’ün üçüncü çeyreğinde 16,6 milyar dolarlık zarar açıklayan Intel, 15.000 çalışanıyla yollarını ayırmak zorunda kaldı. Bu gelişmelerin ardından Intel’in devralınabileceği söylentileri de gündeme geldi.
“Intel’in piyasa liderliğinden devralınabilir bir hedefe dönüşmesi; kaçırılan fırsatların ve artan maliyetlerin belirlediği bir hikâyedir.”
S&P Global Market Intelligence kıdemli araştırmacısı Iuri Struta, bu tespitiyle şirketin 2020’de ikinci sıradayken 2023 Eylül itibarıyla 14. sıraya düşüşünü özetliyor.
Tan’ın Reform Planı: Dört Odak Noktası ve Startup Zihniyeti
Tan, yeniden yapılanma sürecini dört başlıkta özetliyor: kültürün dönüştürülmesi, çekirdek işin güçlendirilmesi, yeni iş kollarının büyütülmesi ve müşteri güveninin yeniden kazanılması.
“Bürokrasi inovasyonu öldürür.”
diyen Tan, karar alma süreçlerini sadeleştirmeyi ve startup mantığıyla çevik hareket etmeyi amaçlıyor.
Hafta sonlarını mühendis ve yazılım mimarlarıyla geçirdiğini belirten Tan,
“Harika fikirleri olan ve dünyayı değiştirmek isteyen insanlarla yakın çalışmak beni heyecanlandırıyor.”
ifadelerini kullandı.
“Çok dinamik ve hızlı hareket eden bir sektörde çalışıyoruz. Teknoloji adaptasyonu ve dönüşüm her zamankinden daha hızlı. Bu dönüşümün itici gücü ise yapay zekâ.” diyerek, yapay zekânın Intel’in yeni döneminde merkezi rol oynayacağını vurguladı.
Intel üç ana yapay zekâ alanına odaklanacak: bulut tabanlı yapay zekâ, üretken ve etkileşimli yapay zekâ, fiziksel yapay zekâ (robotik sistemler gibi). Şirket, çekirdek dışı iş birimlerini ayırarak yalınlaşacak.
Ayrıca Intel, donanım geliştirme odaklı eski modelinden uzaklaşarak yeni bir yaklaşım benimseyecek.
“Dünya değişti. Süreci tersine çevirmelisiniz. Önce çözmek istediğiniz problemi tanımlamalısınız, ardından oradan geriye doğru ilerlemelisiniz.”
Panther Lake İşlemcileri ve Küresel Üretim Vizyonu
Tan, Intel’in 18A üretim süreciyle geliştirilen yeni nesil Panther Lake işlemcilerinin bu yıl piyasaya sürüleceğini duyurdu. Şirket ayrıca, dökümhane hizmetleriyle tüm dünyadan müşteri kabul edecek yeni bir model kurmaya hazırlanıyor.
“Neden Bu Kadar Zor Bir Görevi Üstlendiniz?” sorusuna Tan’ın cevabı ise oldukça net:
“Cevap çok basit. Bu şirketi seviyorum. Onun zorlandığını izlemek benim için çok zordu. Yardım edebilecekken kenarda duramazdım.”
Intel’in yeni CEO’su Lip-Bu Tan, sadece teknolojik bir reform değil, aynı zamanda derin bir kültürel dönüşüm hedefliyor. Bir devin ayağa kalkışı yalnızca yeni ürünlerle değil, değişen çalışma modelleri, sadelik ve hızla mümkün olacak. Tan’ın açık sözlülüğü, duygusal bağlılığı ve ekip ruhunu yeniden canlandırma çabası, Intel’i yeniden rekabetin merkezine taşıyabilir. Bu dönüşüm, yalnızca Intel’in kaderini değil, küresel çip ekosisteminin geleceğini de belirleyebilir.

