HSBC ve Standard Chartered, Swift’in blockchain tabanlı ledger’ı üzerinde ilk canlı bankalar arası tokenleştirilmiş mevduat işlemini gerçekleştirdi. İşlem, iki bankanın ayrı dijital mevduat altyapılarının Swift üzerinden birlikte çalışabildiğini göstermesi açısından önemli bir eşik oluşturuyor.
Swift’in yeni blockchain tabanlı ledger altyapısı ilk canlı bankalar arası kullanımına sahne oldu.
HSBC ile Standard Chartered, kendi tokenleştirilmiş mevduat sistemleri arasında sınır ötesi bir işlem gerçekleştirdi. Swift ise iki banka arasındaki ödeme yükümlülüklerinin kaydedilmesi, eşleştirilmesi ve netleştirilmesinde ortak bağlantı katmanı olarak görev yaptı.
İşlemin tutarı ve kullanılan para birimi açıklanmadı.
İki Ayrı Tokenleştirilmiş Mevduat Sistemi Birlikte Çalıştı
İşlemin dikkat çeken yönü, tek bir bankanın kendi blockchain altyapısında gerçekleştirdiği kapalı bir işlem olmaması.
HSBC tarafında bankanın Tokenised Deposit Service altyapısı kullanılırken Standard Chartered işlemi kendi tokenleştirilmiş mevduat sistemi üzerinden yürüttü.
Swift’in blockchain tabanlı ledger’ı ise iki farklı sistem arasında ortak orkestrasyon katmanı oluşturdu.
Bu yapı, bankaların kendi dijital para altyapılarını korurken farklı kurumlarla aynı ödeme ağı içerisinde çalışabilmesinin önünü açıyor.
Tokenleştirilmiş mevduatların ölçeklenmesinde temel konulardan biri de tam olarak bu birlikte çalışabilirlik.
Nihai Settlement Mevcut Ödeme Sistemlerinde Gerçekleşti
İşlemde önemli bir teknik ayrım bulunuyor.
Swift’in blockchain ledger’ı bankalar arasındaki yükümlülükleri kaydetti, eşleştirdi ve netleştirdi. Nihai settlement ise mevcut ödeme altyapıları üzerinden tamamlandı.
Dolayısıyla işlem, baştan sona blockchain üzerinde gerçekleşen tamamen yeni bir ödeme rayı anlamına gelmiyor.
Buna karşılık Swift’in geleneksel bankacılık altyapısı ile tokenleştirilmiş para sistemleri arasında bağlantı kurabileceğini göstermesi açısından önemli bir kullanım örneği oluşturuyor.
Swift 7/24 Sınır Ötesi Ödemeleri Hedefliyor
Swift, blockchain tabanlı ledger’ını özellikle tokenleştirilmiş mevduatlar ve 7 gün 24 saat çalışan sınır ötesi ödeme modelleri için geliştiriyor.
İlk canlı kullanım grubunda farklı kıtalardan 17 bankanın yer aldığı açıklanmıştı.
Bu grupta Citi, BNP Paribas, BNY, DBS, First Abu Dhabi Bank, HSBC, MUFG, Standard Chartered, UBS ve Wells Fargo gibi büyük bankalar bulunuyor.
HSBC ve Standard Chartered arasında gerçekleştirilen işlem, bu yapının ilk canlı bankalar arası örneği oldu.
Diğer bankaların da benzer işlemlere başlaması halinde Swift’in blockchain tabanlı ledger’ı farklı bankaların tokenleştirilmiş mevduat sistemlerini birbirine bağlayan ortak bir altyapıya dönüşebilir.
Stablecoinler ile Tokenleştirilmiş Mevduatlar Aynı Alanda Buluşuyor
Bankaların tokenleştirilmiş mevduat çalışmaları aynı zamanda stablecoinlerin yükselişiyle birlikte değerlendiriliyor.
Stablecoinler 7/24 transfer, programlanabilirlik ve hızlı settlement gibi özelliklerle sınır ötesi ödemelerde yeni kullanım alanları yaratıyor.
Bankalar ise benzer teknolojik avantajları düzenlenmiş ticari banka parası üzerinden sunmaya çalışıyor.
Tokenleştirilmiş mevduatlar bu yaklaşımın temel ürünlerinden biri.
Swift’in blockchain ledger’ı farklı bankaların bu sistemleri arasında bağlantı kurabilirse bankacılık sektörü, stablecoinlerin sunduğu bazı hız ve erişilebilirlik avantajlarını mevcut finansal yapının içinde geliştirebilir.
HSBC ve Standard Chartered işleminin önemi blockchain kullanılmasından çok, iki ayrı bankanın tokenleştirilmiş mevduat sistemlerinin ortak bir altyapıda konuşabilmesinde yatıyor. Tokenizasyon projelerinin ilk aşamasında bankalar kendi kapalı sistemlerini kurmaya odaklandı. Şimdi asıl soru, bu sistemlerin birbirleriyle nasıl çalışacağı.
Swift burada kendisini yeni dijital para biçimleri arasında bir bağlantı ve orkestrasyon katmanı olarak konumlandırıyor. Bu rol başarılı olursa kurum, geleneksel sınır ötesi ödeme mesajlaşmasındaki güçlü konumunu tokenleştirilmiş finans dünyasına da taşıyabilir.
Stablecoinler ile bankaların tokenleştirilmiş mevduatları arasındaki rekabet açısından da önemli bir eşikteyiz. Bankalar programlanabilir, 7/24 çalışan ve daha hızlı dijital para altyapıları oluşturdukça iki model arasındaki fark teknoloji kadar regülasyon, likidite ve birlikte çalışabilirlik üzerinden şekillenecek.
Türkiye açısından da takip edilmesi gereken temel konu bu. Bankaların kendi tokenizasyon projeleri kadar, bu yapıların global bankacılık ağlarıyla ne ölçüde birlikte çalışabileceği önem kazanacak. Swift’in ilk canlı işlemi, bu geleceğin altyapısının nasıl kurulabileceğine dair güçlü bir örnek sunuyor.


