Türkiye’nin ilk lisanslı dijital bankası Hayat Finans, bireysel kullanıcılarına sunduğu “Hayat Avantajlı Hesap” ürünüyle getiri performansında iddialı bir seviyeye ulaştı. Banka, 16 Aralık itibarıyla brüt yıllık yüzde 40,79 olarak gerçekleşen kâr payı oranıyla sektör ortalamasının üzerine çıkarak dikkatleri üzerine çekti. Kapsayıcı bir bankacılık vizyonuyla hareket eden Hayat Finans, 50 bin TL ile 2 milyon TL arasındaki yatırım tutarlarının tamamına eşit oran uygulayarak tüm tasarruf sahiplerine aynı avantajlı koşulları sunuyor.
100 Bin TL’ye 2.950 TL Net Getiri
Reel getiri performansıyla öne çıkan Hayat Avantajlı Hesap, tasarruflarını değerlendirmek isteyen kullanıcılara rekabetçi bir alternatif oluşturuyor. Paylaşılan verilere göre 32 gün vadeli hesapta sunulan yüzde 40,79’luk oran, 100 bin TL’lik bir yatırım için vade sonunda 2 bin 950 TL net getiri sağlıyor. Minimum 32 gün vadeyle açılabilen ve 365 güne kadar esnek vade seçenekleri sunan hesap, kullanıcıların bankanın dijital ürünlerini aktif kullanması durumunda yüksek getiri oranını korumasını mümkün kılıyor. Dijital bankacılığın getirdiği esneklikle kullanıcılar, yatırım tutarlarına göre farklı vadeler seçerek birden fazla hesap açabiliyor.
Karagöz: “Düşük Maliyet Avantajını Müşteriye Yansıtıyoruz”
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Hayat Finans Genel Müdürü Galip Karagöz, dijital banka olmanın sağladığı düşük operasyonel maliyet avantajını kullanıcılara yansıttıklarını belirtti. Hayat Avantajlı Hesap’ın eşit ve kârlı kazanç fırsatlarının mümkün olduğunu gösteren yenilikçi bir model olduğunu vurgulayan Karagöz; “Kâr payı oranlarımız katılım bankacılığı prensipleri gereği piyasa koşullarına ve fonların reel sektördeki getirisine göre değişebiliyor. Amacımız dijital gücümüzü katılım finans değerleriyle birleştirerek adil, şeffaf ve erişilebilir modeller geliştirmek.” ifadelerini kullandı.
Şubesiz bankacılık modelinin en büyük vaadi olan “maliyet avantajının faize/kâr payına yansıması” teorisi, Hayat Finans ile pratiğe dökülmüş durumda. Geleneksel bankaların şube ve operasyon giderleri nedeniyle fonlama maliyetlerinde baskı hissettiği bir ortamda, dijital bankaların agresif oranlar sunabilmesi rekabetin doğası gereği beklenen bir hamle. Özellikle 2 milyon TL gibi yüksek bir üst limite kadar “Hoş geldin” veya “Tutar” ayrımı yapmadan tek oran uygulanması, servet yönetimi tarafında da dengeleri değiştirebilir. Tasarruf sahipleri için “reel getiri” arayışında, katılım bankalarının konvansiyonel bankalarla kafa kafaya yarışır hale gelmesi sektör derinliği açısından oldukça olumlu bir gelişme.


