Galileo Financial Technologies, ödeme sistemlerinin geleceğine dair yol haritasını paylaştı.
Galileo Financial Technologies, ödeme sistemlerinin geleceğine dair yol haritasını paylaştı. Şirketin Ürün Direktörü David Feuer, katma değerli hizmetlerin artık sadece teknik değil, duygusal müşteri bağlarıyla şekillendiğini ifade etti.
Feuer’e göre bankalar ve fintech’ler benzer hedeflere sahip: doğrudan para yatırma, hesap bağlantısı, debit kartlar ve fon transferi dahil olmak üzere uçtan uca finansal hizmet sunarak “cüzdanın en üstünde” konumlanmak. Ancak bu hedefe ulaşmanın yolu, kullanıcıların bulunduğu dijital mikro-anlarda varlık gösterebilecek platformlar kurmaktan geçiyor.
Katma Değer Artık Mikro-Anlarda Saklı
Galileo’nun müşterileri arasında yer alan birçok finans kuruluşu, küresel pazarlara açılmak istiyor ancak her pazarda hem mevzuat uyumu hem de kullanıcı beklentileri farklılık gösteriyor. Feuer, Galileo’nun bu noktada pazar bazlı ölçeklenebilirlik, API tabanlı altyapı ve hızlı validasyon süreçleriyle müşterilerine eşlik ettiğini belirtiyor.
Bu stratejiye örnek olarak Şubat ayında duyurulan Galileo ortak markalı debit kart programı gösteriliyor. Bu program sayesinde markalar, Galileo’nun kart ihracı, işlem altyapısı, Cyberbank Digital platformu ve program yönetimi kabiliyetlerini kullanarak, kullanıcılarına özel sadakat modelleri geliştirebiliyor. Böylece markalar kendi ekosistemlerini kurarak müşteriyle olan etkileşimi her temas noktasında sürdürebiliyor.
Feuer’in tanımıyla, başarıya giden yol “müşterinin ihtiyaç duyduğu anda orada olmak”. İster bir Alexa komutuyla, ister bir Apple Watch bildirimiyle, müşterinin dikkatini dağıtmadan, gerçek zamanlı ve bağlamsal bir şekilde erişim sağlamak, yeni nesil finansal markaların temel gücü haline geliyor.
Yapay Zekâ Destekli Güvenlik ve Galileo Score
Galileo’nun platform ekonomisine dayalı yapısı sayesinde yeni özelliklerin devreye alınması düşük maliyetle ve hızla gerçekleşebiliyor. Her yeni entegrasyon, bir “API, bir rapor ve bir veri noktası” ile sisteme dahil edilebiliyor. Bu da time-to-market ve time-to-revenue gibi kritik metriklerde önemli avantaj sağlıyor.
Feuer, güvenlik ile müşteri memnuniyeti arasındaki dengeyi kurarken veri miktarının değil, veri kalitesinin öne çıktığını vurguluyor. Bu nedenle Galileo, yapay zekâ destekli güvenlik karar mekanizmaları üzerine yoğunlaşmış durumda. Şirketin geliştirdiği Galileo Score, yüzlerce sinyali tek bir risk puanına dönüştürerek finansal kurumların risk ve memnuniyet yönetimini özelleştirmelerine olanak tanıyor.
Feuer’e göre, bu sistem sayesinde finansal kurumlar, “risk nasıl yönetilmeli, memnuniyet seviyesi ne olmalı” gibi sorulara kendi iş modellerine göre cevap verebiliyor. Çünkü markaların esas değeri, müşterileriyle kurduğu duygusal bağ ve güven algısı üzerine inşa ediliyor.
Galileo’nun çizdiği bu yeni yol haritası, fintech dünyasında artık sadece teknolojik yetkinliğin değil, kullanıcı ile kurulan etkileşim modelinin belirleyici hale geldiğini gösteriyor. API’ler, yapay zekâ, mikro-anlar ve risk puanlamaları; evet bunlar teknik bileşenler. Ancak bu yapıların her biri, kullanıcı nezdinde bir markaya olan güveni, sadakati ve deneyimi doğrudan etkiliyor. Galileo, bu yapıyı sadece bir altyapı sağlayıcısı olarak değil, müşteri deneyiminin stratejik mimarı olarak yeniden tanımlıyor. Özellikle regülasyon yoğun coğrafyalarda faaliyet gösteren fintech’ler için bu yaklaşım, ölçeklenebilir büyümenin anahtarı olabilir.

