Yazı: 13:52 Yatırım

Esas Gayrimenkul Havacılıkta Büyüyor

Esas Gayrimenkul, Pegasus için Sabiha Gökçen’de yürütülen 150 milyon dolarlık hangar projesinin yönetimini üstlendi. Hafif bakım hangarı devreye alınırken ağır bakım ana hangarında çalışmalar sürüyor.

Pegasus Hava Yolları’nın Sabiha Gökçen Havalimanı’ndaki yeni hangar yatırımı, Türkiye’de havacılık altyapısının ölçeğini büyüten önemli projeler arasına girdi. Esas Gayrimenkul, yaklaşık 150 milyon dolarlık bütçeyle yürütülen hangar projesinin yönetimini üstlenerek, havacılıkta operasyonel kapasite, bakım altyapısı ve teknoloji odaklı proje yönetimi başlıklarını aynı çatı altında topluyor. Şirket, EsasBurda Varlık Yönetimi yaklaşımı ve değer mühendisliği tecrübesiyle ilerleyen süreçte, yalnızca bir inşaat projesi yürütmüyor; aynı zamanda Pegasus’un uzun vadeli büyüme planını destekleyen stratejik bir altyapı merkezi oluşturuyor.

Esas Gayrimenkul COO’su Nevzat Yavan, projeye ilişkin değerlendirmesinde, şirketin varlık yönetimi ve inşaat alanındaki deneyimini havacılık sektörünün ihtiyaçlarıyla bir araya getirdiğini vurguladı. Yavan, hafif bakım hangarında yakalanan hızın ağır bakım ana hangarında da ileri teknolojik metodolojiler ve değer mühendisliğiyle sürdürüldüğünü aktarırken, LEED Gold sertifikası hedefiyle ilerleyen yatırımın Türkiye açısından dışa bağımlılığı azaltacak stratejik bir kazanım sunduğunu ifade etti. Pegasus’un 2030 vizyonuyla uyumlu, teknolojiyle entegre ve çevre dostu merkezin zamanında ve yüksek kalite standartlarıyla teslim edilmesinin öncelikli hedef olduğunu belirtti.

Projede öne çıkan ilk somut adım, hafif bakım hangarının yalnızca 12 ay içinde tamamlanarak devreye alınması oldu. Sektör ortalamasının üzerinde bir hızla tamamlanan tesis, Esas Gayrimenkul’ün Tasarım ve Yapım modeliyle yürüttüğü esnek iş sürecinin önemli bir sonucu olarak dikkat çekti. Sabiha Gökçen Havalimanı’nın iki pistinin arasında konumlanan hafif bakım hangarı, aynı anda 4 dar gövdeli uçağa bakım ve 1 dar gövdeli uçağa boya hizmeti verebilecek kapasiteye sahip. Toplam 17.500 metrekare kapalı alana sahip tesis, Pegasus’un operasyonel çevikliğini güçlendirecek altyapı yatırımları arasında yer alıyor.

Projenin en büyük ayağını ise yapımı süren ağır bakım ana hangarı oluşturuyor. 2026 yılı sonunda teslim edilmesi planlanan ve 67.500 metrekare büyüklüğe ulaşacak tesis, Pegasus’un 2030 hedefleri dikkate alınarak planlandı. Tamamlandığında aynı anda 10 dar gövdeli ya da 2 geniş gövdeli uçağa hizmet verebilecek kapasite sunacak hangar, bakım operasyonlarında ölçek avantajı yaratacak. Tesisin en dikkat çekici yönlerinden biri, Pegasus filosunda henüz yer almayan geniş gövdeli uçaklar için de bakım altyapısı sunabilecek şekilde tasarlanması. Bu yaklaşım, yalnızca bugünün ihtiyacını karşılayan bir yatırım anlayışından öte, gelecekteki filo ve operasyon senaryolarını da hesaba katan uzun vadeli bir hazırlık ortaya koyuyor.

Projede teknoloji kullanımının da merkezi bir rol üstlendiği görülüyor. Yapı Bilgi Modellemesi yani BIM metodunun aktif biçimde kullanıldığı süreçte, yapının sanal ikizi üzerinden analizler gerçekleştiriliyor. Böylece olası sorunlar daha uygulama aşamasına gelmeden tespit edilerek zaman ve maliyet yönetiminde verimlilik sağlanıyor. Aynı zamanda sürdürülebilirlik odağında şekillenen projede güneş enerjisi odaklı tüketim modelleri ve yerli üretici tercihleri öne çıkıyor. LEED Gold sertifikası hedefiyle ilerleyen yapı modeli, havacılık altyapısında çevresel standartların daha güçlü biçimde gündeme taşındığını gösteriyor.

Türkiye’de havacılık yatırımları çoğu zaman hava yolu kapasitesi, yolcu trafiği ve filo büyümesi çerçevesinde konuşuluyor. Oysa bakım altyapısı, operasyonel süreklilik ve teknik kabiliyet tarafı da en az o başlıklar kadar belirleyici. Sabiha Gökçen’de ilerleyen bu hangar yatırımı, bakım süreçlerinin yerelleşmesi, teknik yetkinliğin içeride büyümesi ve operasyonel bağımsızlığın güçlenmesi açısından ayrı bir önem taşıyor. Proje, aynı zamanda gayrimenkul yönetimi, mühendislik, sürdürülebilirlik ve ulaştırma ekosisteminin nasıl ortak zeminde buluşabileceğine dair güçlü bir örnek sunuyor.

Havacılıkta bakım altyapısına yapılan yatırımlar, görünürde bir inşaat projesi gibi dursa da sektörün rekabet gücünü belirleyen temel alanlardan birini oluşturuyor. Uçak sayısını artırmak kadar, o filoyu zamanında, güvenli ve verimli biçimde sahada tutacak bakım kapasitesini kurmak da stratejik önem taşıyor. Esas Gayrimenkul’ün üstlendiği bu proje, Türkiye’nin havacılıkta yalnızca taşıma kapasitesiyle değil, teknik servis ve operasyon altyapısıyla da büyümek istediğini gösteriyor. Önümüzdeki dönemde benzer yatırımların hız kazanması, hava yolu şirketlerinin maliyet yönetimi, operasyon planlaması ve dış kaynak bağımlılığını azaltma stratejileri açısından daha fazla gündeme gelecek gibi görünüyor.

Kapat