EMEA bankacılık dünyasında 2025 yılı, ödeme altyapılarında büyük bir dönüşüm yılı olacak gibi görünüyor.
Avrupa, Orta Doğu ve Afrika bölgelerini kapsayan EMEA bankacılık dünyasında 2025 yılı, ödeme altyapılarında büyük bir dönüşüm yılı olacak gibi görünüyor. Volante Technologies tarafından yayımlanan “The Big Survey 2025: Modernising Payments” başlıklı yeni araştırmaya göre, bölgede faaliyet gösteren bankaların neredeyse tamamı, mevcut ödeme sistemlerinden en az birini yenilemeyi planlıyor. Araştırma, ödeme teknolojilerinden sorumlu üst düzey bankacılarla yapılan görüşmelere dayanıyor ve 11 ülkede gerçekleştirilmiş.
Bankaların Yüzde 99’u Yeni Ödeme Çözümlerine Geçiş Planlıyor
Araştırmaya katılan bankaların yüzde 99’u önümüzdeki 12 ay içinde yeni bir ödeme çözümünü hayata geçirmeyi planlıyor. Katılımcıların yüzde 52’si ise bu değişimi altı ay içinde gerçekleştirmeyi hedefliyor. Öne çıkan bir başka bulgu ise bütçe artışları. EMEA bölgesindeki bankalar, bu yıl ortalama 1,42 milyon Amerikan doları ödeme sistemleri modernizasyonuna ayırıyor. Bankaların neredeyse yarısı, geçen yıla kıyasla bütçelerinde artış yaptığını bildiriyor.
Bu tablo, yalnızca regülasyonlara uyumla sınırlı bir dönüşümü değil, aynı zamanda bankaların teknoloji yatırımlarında stratejik bir değişim yaşadığını gösteriyor. SEPA Anında Ödemeler ve SWIFT ISO 20022 gibi önemli düzenleyici takvimler yaklaşırken, bankalar ödeme sistemlerini sadece zorunluluktan değil, rekabet avantajı sağlamak amacıyla da yeniliyor.
Maliyet ve Operasyonel Dayanıklılık İlk Sırada
Rapora göre, bankaların sistemlerini yenileme motivasyonları arasında ilk sırayı operasyonel dayanıklılığı artırmak ve maliyetleri azaltmak alıyor. Bu hedefleri, fintek şirketlerinin baskısı ve müşterilerin gerçek zamanlı hizmet beklentileri takip ediyor. Yani dönüşüm, yalnızca regülasyonlara yanıt vermekle sınırlı kalmıyor; müşteri deneyimini geliştirmek ve yenilikçi ürün sunabilmek için de büyük önem taşıyor.
Bununla birlikte, EMEA bankalarının yaklaşık yüzde 27’si hâlâ eski teknolojilere dayanıyor. Bu sistemler, genellikle yıllar önce geliştirilmiş iç kaynaklı altyapılardan ya da uzun süredir kullanılan yazılım çözümlerinden oluşuyor. Bu durum, bankaların dönüşüm sürecini daha karmaşık ve dikkatli yönetmeleri gerektiğini gösteriyor.
Bulut Tabanlı Geçişte Karma Modeller Öne Çıkıyor
Veri işleme ve sistem altyapısı konusunda bankalar arasında henüz tam bir dönüşüm gerçekleşmiş değil. Bankaların yüzde 58’i hibrit altyapılar kullanıyor; yani hem bulut hem de yerel sunucular bir arada çalışıyor. Öte yandan, yüzde 25’lik bir kesim henüz bulut seçeneklerini değerlendirme aşamasında. Bu da gösteriyor ki ödeme teknolojilerinde tam anlamıyla bulutlaşma hâlâ zamana yayılan bir süreç.
Dönüşüm isteği yüksek olsa da, bankalar bu sürece temkinli yaklaşıyor. Katılımcıların üçte biri, yeni sistemlere geçişte operasyonel kesinti riskine dikkat çekerken, diğer üçte biri ise kurum içinde yeterli bilgi birikimi ve uzmanlığa sahip olunup olunmadığı konusunda endişe taşıyor.
EMEA bölgesindeki bankaların ödeme sistemlerini modernleştirme kararlılığı, sektördeki rekabet dinamiklerinin hızla değiştiğini açıkça ortaya koyuyor. Artık yalnızca regülasyonlara uyum sağlamak yeterli görülmüyor; maliyet verimliliği, hız ve kesintisiz müşteri deneyimi her geçen gün daha fazla öne çıkıyor. Bu dönüşüm, fintek şirketlerinin yarattığı baskının yanı sıra teknolojik borcun da birikmeye başladığını gösteriyor. 2025 yılı, sadece teknolojik güncellemelerin değil, aynı zamanda bankaların stratejik yönlerini yeniden şekillendirdikleri bir eşik olarak kayda geçecek.

