LexisNexis Risk Solutions’ın 2026 araştırmasına göre ABD’deki finans kuruluşlarında her 1 dolarlık dolandırıcılık kaybının toplam maliyeti 5,47 dolara ulaştı. Kayıpların yüzde 69’u web siteleri ve mobil uygulamalarda gerçekleşirken yapay zeka destekli saldırılar finans sektöründeki riskleri artırıyor.
LexisNexis Risk Solutions, Kuzey Amerika finans sektöründe dolandırıcılığın maliyetini ve değişen saldırı yöntemlerini inceleyen 2026 True Cost of Fraud araştırmasının sonuçlarını yayımladı. ABD ve Kanada’daki 319 dolandırıcılık ve risk yönetimi profesyonelinin katılımıyla hazırlanan çalışma, finans kuruluşlarının karşılaştığı dolandırıcılık maliyetlerinde önemli bir artış yaşandığını ortaya koydu.
Araştırmaya göre ABD’deki finansal hizmet şirketlerinde her 1 dolarlık doğrudan dolandırıcılık kaybının toplam maliyeti 2021’deki 4 dolardan 2026’da 5,47 dolara yükseldi. Kredi kuruluşlarında bu tutar 4,84 dolar olurken Kanada’da finansal hizmet şirketlerinde 4,09 dolar, kredi kuruluşlarında ise 3,89 dolar olarak hesaplandı.
LexisNexis Fraud Multiplier göstergesi, doğrudan kayıpların yanı sıra geri ödeme, operasyon, müşteri kazanımı ve kriz yönetimi gibi ek maliyetleri de kapsıyor.
Dolandırıcılık Kayıplarının Yüzde 69’u Dijital Kanallarda
Araştırmada dolandırıcılık kayıplarının yüzde 39’unun web sitelerinde, yüzde 30’unun ise mobil uygulamalarda meydana geldiği belirlendi. Böylece dijital kanalların toplam kayıplar içindeki payı yüzde 69’a ulaştı.
Katılımcı kuruluşların yüzde 96’sı son bir yılda mobil uygulamaları hedef alan dolandırıcılık girişimlerinin arttığını bildirdi. Kurumların yüzde 69’u mobil dolandırıcılık maliyetlerinde en az yüzde 10’luk artış yaşandığını belirtti.
Saldırıların yüzde 39’u işlem gerçekleştirme, yüzde 33’ü yeni hesap açılışı ve yüzde 28’i hesaplara giriş veya erişim süreçlerinde yoğunlaştı.
Kart işlemleri, dolandırıcılık kayıplarının yüzde 26’sını oluştururken hesap transferlerinin payı yüzde 22 oldu.
Veriler, finans kuruluşlarının müşteri ediniminden ödeme işlemlerine kadar dijital kanalların farklı aşamalarında risklerle karşılaştığını gösteriyor.
Yapay Zeka Destekli Saldırıların Payı Yüzde 25’e Ulaştı
Araştırmaya katılan kuruluşların tahminlerine göre yapay zeka kullanılarak gerçekleştirilen dolandırıcılık yöntemlerinin toplam kayıplardaki payı ABD’de yüzde 19, Kanada’da ise yüzde 25 seviyesinde bulunuyor.
Kimlik dolandırıcılığı kategorisinde en yüksek payı yüzde 19 ile sentetik kimlik kullanılarak gerçekleştirilen saldırılar aldı. Üçüncü taraf kimlik dolandırıcılığı, üçüncü taraf hesap ele geçirme ve birinci taraf dolandırıcılığı ise yüzde 17’şer paya sahip oldu.
Kurumlar saldırılara karşı yapay zeka kullanımını artırıyor. Katılımcıların yüzde 56’sı sentetik kimlik dolandırıcılığı ve hesap ele geçirme girişimlerine karşı yapay zeka destekli çözümler kullandığını bildirdi.
Dolandırıcılık amaçlı aldatma yöntemlerine karşı yapay zeka kullananların oranı yüzde 48, birinci taraf dolandırıcılığına karşı kullananların oranı ise yüzde 46 olarak ölçüldü.
Her beş katılımcıdan dördü, dolandırıcılık önleme çözümlerini seçerken yapay zeka özelliklerini çok önemli veya son derece önemli bulduğunu belirtti.
Otomatik Dolandırıcılık Önleme Sistemleri Daha Başarılı Sonuçlar Veriyor
LexisNexis araştırması, otomatik sistemler kullanan finans kuruluşlarıyla ağırlıklı olarak manuel süreçlerden yararlanan kurumların performansını da karşılaştırdı.
Ağırlıklı olarak otomatik dolandırıcılık önleme programları kullanan kuruluşların yüzde 89’u sistemlerini etkili bulurken manuel süreçlere dayanan kuruluşlarda bu oran yüzde 61’de kaldı.
Dolandırıcılık önleme performansında iyileşme bildirenlerin oranı otomatik sistem kullananlarda yüzde 79, manuel sistem kullananlarda yüzde 54 oldu.
Müşteri kaybını azaltmada olumlu sonuç bildiren kuruluşların payı ise otomatik sistemlerde yüzde 29, manuel sistemlerde yüzde 10 olarak gerçekleşti.
LexisNexis Risk Solutions Kuzey Amerika Dolandırıcılık ve Kimlik Kıdemli Direktörü Kimberly White, dijital kanallar ve yapay zeka destekli saldırıların dolandırıcılık girişimlerinin hızını, ölçeğini ve karmaşıklığını artırdığını vurguladı.
White, kimlik verileri, davranış analizi, cihaz istihbaratı ve yapay zeka destekli karar mekanizmalarının birlikte kullanılmasının finans kuruluşlarının değişen tehditlere yanıt vermesine yardımcı olabileceğini belirtti.
Dolandırıcılık Önlemleri Müşteri Kaybına da Yol Açıyor
Dolandırıcılığın finans kuruluşları üzerindeki etkisi doğrudan parasal kayıplarla sınırlı kalmıyor.
Araştırmaya göre toplam maliyetlerin yaklaşık yüzde 48’ini tahsilat, geri ödeme ve ters ibraz gibi doğrudan yükümlülükler oluşturuyor. Kalan yüzde 52’lik bölümde çeşitli işlem giderleri, faiz, müşteri kazanımı ve kriz iletişimi maliyetleri bulunuyor.
Katılımcı kuruluşların yüzde 49’u dolandırıcılığın müşteri güvenini, yüzde 47’si uyum süreçlerindeki iş yükünü ve yüzde 39’u marka itibarını olumsuz etkilediğini bildirdi.
Ayrıca kuruluşların yüzde 56’sı dolandırıcılık önleme stratejilerinin müşteri kaybını artırdığını belirtti.
Bu sonuç, bankalar ve fintekler açısından güvenlik kontrollerinin müşteri deneyimine etkisini de gündeme getiriyor. Özellikle kimlik doğrulama ve işlem onayı sırasında kullanılan ek güvenlik adımları, dolandırıcılık riskini azaltırken kullanıcıların hizmete erişimini zorlaştırabiliyor.
Finans Kuruluşları Dijital Kimliğe Yatırım Yapacak
Araştırmaya göre finans kuruluşları önümüzdeki 24 ayda biyometrik kimlik doğrulamaya yüzde 53, doğrulanabilir kimlik bilgileri ve dijital kimlik cüzdanlarına yüzde 48, davranış analizine yüzde 47 ve dijital risk değerlendirmesine yüzde 45 oranında yatırım önceliği veriyor.
Katılımcıların yüzde 62’si yapay zeka destekli kimlik doğrulama çözümlerine yatırım yapmayı planlıyor. Ancak kurum içi uzmanlık eksikliği, entegrasyon zorlukları ve veri kalitesi sorunları bu teknolojilerin benimsenmesini yavaşlatıyor.
Finans Sektöründe Güvenlik Maliyetleri Yeniden Hesaplanıyor
LexisNexis’in araştırması, dolandırıcılık riskinin finans kuruluşları açısından işlem güvenliğinin ötesinde operasyonel maliyet ve müşteri ilişkileri üzerinde de etkili olduğunu gösteriyor.
Özellikle mobil bankacılık, dijital cüzdanlar ve uzaktan müşteri edinimi alanlarında büyüyen finans kuruluşları için kimlik doğrulama, davranış analizi ve işlem izleme sistemlerinin birlikte çalışması önem kazanıyor.
Türkiye’deki bankalar ve ödeme kuruluşları açısından da araştırmanın ortaya koyduğu risk alanları yakından izlenmeye değer. Dijital müşteri edinimi, anlık para transferleri ve mobil ödeme hizmetlerinde güvenlik önlemlerinin müşteri deneyimiyle dengelenmesi, finansal hizmetlerin gelişimi bakımından önem taşıyor.
Araştırma yalnızca ABD ve Kanada’daki katılımcıların yanıtlarına dayanıyor. Bu nedenle maliyet çarpanları ve kayıp oranları Türkiye finans sektörünün doğrudan göstergeleri olarak değerlendirilmemeli.


