Digital Age Tech Summit 2026, teknoloji gündemini bu yıl insan odağında yeniden ele aldı. “Powered by Human” temasıyla düzenlenen zirve, yapay zekanın yalnızca iş süreçlerini hızlandıran bir araç olmadığını; karar alma, güven, ilişki kurma, aidiyet ve toplumsal konum gibi alanları da dönüştüren görünmez bir altyapıya dönüştüğünü gösterdi.
Zorlu PSM’de 19’uncu kez düzenlenen etkinlikte yapay zeka, veri altyapısı, finansal deneyim, dijitalleşme, uzun ömür ekonomisi ve yapay zeka çağında yakınlık biçimleri farklı oturumlarda tartışıldı. Gün boyunca sahnede öne çıkan ortak fikir, teknolojinin insan hayatından bağımsız bir başlık olarak ele alınamayacağı yönündeydi.
Etkinliğin açılışında M. Serdar Kuzuloğlu, teknolojinin artık hayatın içine karışan görünmez bir katmana dönüştüğünü vurguladı. Kuzuloğlu, yapay zekanın birkaç yıl önce teknoloji katmanı olarak görüldüğünü, bugün ise dijital yaşamın ortak işletim sistemine dönüştüğünü ifade etti.
Digital Age Tech Summit 2026, yalnızca konuşmalarla sınırlı kalmadı. Google Gemini iş birliğiyle oturumlarda eş zamanlı olarak üretilen içgörüler yan ekranlara yansıtıldı. Katılımcılar, konuşmaların ana fikirlerini ve öne çıkan tartışma eksenlerini gerçek zamanlı izleme imkânı buldu.
Yapay zekada yeni eşik altyapı ve güven
Zirvenin ana başlıklarından biri, yapay zekanın kurumlar için artık gelecek senaryosu olmaktan çıkıp bugünün işletim sistemi haline gelmesiydi. Oturumlarda yapay zekanın kurumsal ölçekte kalıcı değer yaratabilmesi için yalnızca araç kullanımının yeterli kalmayacağı; veri, enerji, regülasyon, bulut altyapısı, yetenek ve güven mimarisinin birlikte ele alınması gerektiği vurgulandı.
“Türkiye’nin Yapay Zeka Yol Haritası” oturumunda Fırat İşbecer ve Yasin Beceni, Türkiye’nin yapay zeka ekosistemindeki konumunu ve küresel rekabet fırsatlarını değerlendirdi. Oturumda Türkiye’nin veri merkezleri, GPU parkları, kesintisiz enerji yatırımları ve bulut altyapısı gibi temel alanlarda atılım yapması gerektiği öne çıktı. Türkiye’nin en güçlü avantajı ise küresel ölçekte yetişmiş insan kaynağı olarak tanımlandı.
Finans oturumlarında yapay zekanın müşteri deneyimini daha otonom, akıllı ve görünmez bir yapıya taşıdığı konuşuldu. Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Ceren Acer Kezik’in yer aldığı oturumda, bankacılığın geleceğinde müşteriyi segmentlere ayıran yapılardan, müşteriyi yıllardır tanıyormuş gibi çalışan dijital yardımcılara geçiş vurgusu dikkat çekti.
Dijitalleşme yeni toplumsal sınıflar yaratıyor
Etkinliğin dikkat çeken bölümlerinden biri, Veri Enstitüsü’nün “Dijitalleşen Türkiye ve Yeni Sınıflar” araştırmasının lansmanı oldu. Bekir Ağırdır tarafından paylaşılan araştırma, dijitalleşmenin artık teknolojiye erişimden daha geniş bir anlam taşıdığını ortaya koydu. Dijitalleşme; gelir üretme biçimini, kariyer kimliğini, aidiyet duygusunu ve sosyal sermayeyi dönüştüren yeni bir toplumsal ayrışma alanı olarak değerlendirildi.
Araştırmaya göre Türkiye’de yetişkinlerin yüzde 14,5’i dijital platformlar üzerinden gelir elde ediyor. Ancak yalnızca yüzde 7’lik kesim bunu başlıca geçim kaynağı olarak görüyor. Yetişkinlerin yüzde 44’ü kariyer kimliğini artık bir kuruma veya işverene bağlı görmediğini belirtiyor. Yüzde 52’lik kesim ise yeni becerileri kurum eğitimleri yerine YouTube, online kurslar ve yapay zeka gibi kendi imkânlarıyla öğrendiğini söylüyor.
Araştırma, Türkiye’de dört dijital segment tanımlıyor: dijital dışı, vaat tüketicisi, gerçek dijital sınıf ve çift gelirli melez. Özellikle gerçek dijital sınıfın hem dijital varlık sahipliğinde hem de yaşam memnuniyetinde öne çıkması, dijitalleşmenin ekonomik etkisinin yanında psikolojik ve sosyal bir karşılığı da olduğunu gösterdi.
Zirvede uzun ömür ekonomisi de ayrı bir dönüşüm başlığı olarak ele alındı. UK National Innovation Centre for Ageing Direktörü Nicola Palmarini, yaşlanmayı kriz değil, yeni bir ekonomik ve toplumsal tasarım alanı olarak değerlendirdi. Palmarini, Türkiye’nin 2050’de 65 yaş üstü nüfus oranının yüzde 23,1’e ulaşacağını belirterek longevity ekonomisinin markalar için büyük bir dönüşüm alanı yarattığını vurguladı.
Digital Age Tech Summit’in en çarpıcı oturumlarından biri de dijital kültür araştırmacısı ve küratör Valentina Peri’nin “Aşkın Algoritması” başlıklı konuşması oldu. Peri, yapay zekanın romantik ilişkileri yalnızca kolaylaştırmadığını; aşkı, yakınlığı ve duygusal bağ kurma biçimlerini de yeniden tasarladığını anlattı.
Etkinliğin uygulamalı boyutunu ise “Ozan Sihay ile Masterclass: 360° Yapay Zeka Pratikleri” workshop’u güçlendirdi. Dört saatlik atölye, katılımcıları yalnızca izleyici değil, doğrudan uygulayıcı olmaya davet etti.
Digital Age Tech Summit 2026’nın ardından öne çıkan ana mesaj, teknolojinin hızlandığı her alanda insan unsurunun daha da kritik hale geldiği oldu. Yapay zeka iş süreçlerini, finansı, toplumsal sınıfları, sağlıklı yaşlanma ekonomisini ve ilişkileri dönüştürürken; bu dönüşümü anlamlı, güvenilir ve kapsayıcı kılacak temel unsur yine insanın sezgisi, etik sorumluluğu ve değer üretme kapasitesi olarak öne çıktı.
Digital Age Tech Summit 2026, yapay zeka tartışmasının artık model gücü, otomasyon ya da verimlilik başlıklarıyla sınırlı kalmadığını gösterdi. Zirvede öne çıkan asıl mesele, teknolojinin insan hayatının görünmez altyapısına dönüşürken hangi güven, etik, yetenek ve toplumsal uyum mekanizmalarıyla yönetileceği oldu. Türkiye’nin yapay zeka gündeminde veri merkezi, GPU kapasitesi, enerji sürekliliği ve bulut altyapısı gibi temel katmanların daha çok konuşulması gerekiyor. Çünkü güçlü insan kaynağı tek başına küresel rekabet için yeterli kalmaz; bu insan kaynağını destekleyecek altyapı, regülasyon ve sermaye iştahı aynı hızda gelişmeli. Digital Age Tech Summit’in en güçlü tarafı, yapay zekayı yalnızca şirketlerin iş süreçlerine giren bir teknoloji olarak ele almamasıydı. Finansal deneyimden dijital sınıflara, longevity ekonomisinden insan ilişkilerine kadar uzanan geniş çerçeve, yapay zekanın önümüzdeki dönemde teknoloji sektörünün ötesinde toplumun yeni işletim sistemlerinden biri olacağını ortaya koydu.

