Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), tasarruf finansman şirketlerinin likidite yapısını güçlendirmeyi amaçlayan yeni düzenlemeyi Resmi Gazete’de yayımladı. Tebliğ ile birlikte, şirketlerin nakit akışlarını daha öngörülebilir ve denetlenebilir bir çerçevede yönetmesini sağlayacak likidite yeterlilik oranı sistemi yürürlüğe girmiş oldu. Düzenleme, 1 Ocak 2026 tarihinde uygulanmaya başlayacak.
Yeni çerçeve, tasarruf finansman kuruluşlarının likidite seviyelerini günlük bazda ölçen ve haftalık ortalama üzerinden değerlendiren bir yapı getiriyor. Buna göre likidite yeterlilik oranı, nakit girişinin nakit çıkışına bölünmesi esasına dayanıyor ve bu oranın hesaplandığı haftanın basit aritmetik ortalamasının %100’ün altına düşmemesi gerekiyor. Kurul ayrıca, şirketlerin finansal risk profiline bağlı olarak bu oranın üzerinde daha ihtiyatlı seviyeler belirleme yetkisine sahip olacak.
30 Günlük Nakit Akışına Dayalı Hesaplama
Yeni Tebliğ, şirketlerin likidite seviyesinin doğru değerlendirilmesi için 30 günlük bir projeksiyon penceresi kullanıyor. Bu yapıda:
Nakit Girişleri
Şirketlerin finansal alacakları, tasarruf girişleri, organizasyon ücreti tahsilatları ile fiziki altın, kira sertifikaları ve katılım fonları gibi varlıklarının 30 gün içinde gerçekleşmesi beklenen nakit girişleri, Kurul tarafından belirlenen ilgili dikkate alma oranları uygulanarak hesaplamaya dahil ediliyor.
Nakit Çıkışları
Müşterilere yapılacak tahsisat ödemeleri, sözleşmeden cayma veya fesih nedeniyle iade edilmesi gereken tasarruf ve organizasyon ücretleri gibi yükümlülükler, 30 gün içinde beklenen nakit çıkışı olarak hesaba yansıtılıyor.
Hesaplama Dışında Tutulanlar
Tasfiye olunacak alacaklar, ödemesi 90 günden fazla gecikmiş tasarruf ödemeleri ile TFRS uyarınca finansal borç niteliği taşımayan işletme, personel ve amortisman giderleri nakit akış hesaplamasına dahil edilmeyecek.
Bu yaklaşım, sektörün riskli kalemlerini ayrıştırarak gerçek likidite durumunun daha şeffaf şekilde ortaya konmasını hedefliyor.
Uyumsuzlukta Bildirim ve Müdahale Yükümlülükleri
Tebliğ, şirketlerin likidite riskini erken aşamada izleyebilmesi için kademeli bir uyarı sistemi getiriyor. Buna göre likidite oranına ilişkin:
-
Haftalık oranın %120’nin altına düşmesi, şirketlerin hem düşüşün nedenlerini hem de alınacak önlemleri ivedilikle Kuruma bildirmesini gerektiriyor.
-
Haftalık oranın altı kez üst üste %200’ün altında gerçekleşmesi durumunda, şirketlerin nedenleriyle birlikte durumu yine BDDK’ya iletmesi zorunlu hale geliyor.
-
Asgari likidite oranına ilişkin uyumsuzluğun iki hafta içinde giderilmesi gerekiyor.
-
Ayrıca bir takvim yılı içinde likidite yeterlilik oranı, giderilmiş uyumsuzluklar dahil altı kereden fazla uyumsuzluk gösteremiyor.
Bu düzenlemeler, tasarruf finansman modelinin en kritik alanı olan nakit yönetimini sıkılaştırırken, sistematik risklerin erken tespiti için güçlü bir mekanizma oluşturuyor.
BDDK’nın yayımladığı yeni Tebliğ, tasarruf finansman şirketleri için likidite yönetiminde köklü bir dönüşüm anlamına geliyor. Nakit akışının 30 günlük projeksiyonla ölçülmesi, oranların haftalık ortalama ile takip edilmesi ve uyumsuzlukların sıkı bildirim yükümlülüklerine bağlanması; sektörün 2026’dan itibaren daha disiplinli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşacağını ortaya koyuyor.
Yeni Tebliğ, tasarruf finansman şirketlerinin iş modelinin merkezindeki en kritik unsura, yani likidite yönetimine, daha regüle ve şeffaf bir çerçeve getiriyor. Bu yapı, özellikle tahsisat takvimleri ve müşteri iade yükümlülükleri açısından yüksek nakit akışı gerektiren tasarruf finansman modelinde, riskin erken izlenmesini sağlayacak.
Likidite yeterlilik oranının haftalık ortalamaya bağlanması, dönemsel dalgalanmaların etkisini azaltırken sürdürülebilir nakit yönetimi disiplinini öne çıkarıyor. Ayrıca Kurul’un şirket bazında oranı daha yüksek belirleme yetkisi, sektörde risk profili diğerlerinden ayrışan yapıların daha sıkı izlenmesine olanak tanıyor.
Nakit girişleri için dikkate alma oranı uygulanması, şirketlerin varlık kalitesini nominal değer üzerinden değil, gerçekleşme kabiliyeti üzerinden değerlendirmeye zorlayacak. Bu yaklaşım, sektörün büyüme dönemlerinde sıkça eleştirilen riskli nakit projeksiyonlarını daha gerçekçi bir hesaplama modeline çekecek.
Uyumsuzlukta bildirim, iki haftalık düzeltme süresi ve yıllık altı defa uyumsuzluk sınırı ise tasarruf finansman sektöründe finansal istikrarı korumak adına önemli bir eşik niteliği taşıyor. Bu tablo, 2026 sonrası dönemde tasarruf finansman modelinin hem yatırımcı hem düzenleyici gözünde daha denetlenebilir, öngörülebilir ve risk yönetimi açısından güçlü bir yapıya evrildiğini gösteriyor.

