Visit Sponsor

Yazı: 19:50 Editörden, Editörün Seçimi

B2B Gömülü Finans Çözümleri Yatırımcıların Yeni Gözdesi Konumunda

Adjust Türkiye ve Afrika Satış Lideri Mert Altunkaş ile 2026 mobil uygulama trendlerini, yapay zeka destekli gömülü finans çözümlerini ve kullanıcı sadakatini artıran yeni nesil stratejileri konuştuk.

Adjust Türkiye ve Afrika Satış Lideri Mert Altunkaş ile 2026 mobil uygulama trendlerini, yapay zeka destekli gömülü finans çözümlerini ve kullanıcı sadakatini artıran yeni nesil stratejileri konuştuk.

Adjust Türkiye Lideri Mert Altunkaş “Artık Ana Odak Uygulamayı Sildirmemek”

Mobil e-ticaret ekosistemi, yapay zeka ve gömülü finans çözümlerinin kusursuz entegrasyonuyla köklü bir dönüşümden geçiyor. Kullanıcı beklentilerinin hızla değiştiği bu yeni dönemde, pürüzsüz bir deneyim sunan ve tüketici davranışlarını önceden öngörebilen markalar pazarı domine ediyor. Uygulama ekonomisinin global liderlerinden Adjust, “Mobile App Trends Report 2026” verileriyle sektörün geleceğine ışık tutuyor. Adjust Türkiye ve Afrika Satış Lideri Mert Altunkaş ile bir araya gelerek; mobil ticarette kazananları belirleyen yapay zeka destekli altyapıları, yatırımcıların yeni gözdesi haline gelen B2B fintek çözümlerini ve uygulamaların yaşam boyu değerini (LTV) artıran sadakat stratejilerini masaya yatırdık. Kullanıcıyı elde tutmanın ve kapalı devre bir finansal ekosistem yaratmanın yeni formüllerini Altunkaş’tan dinledik.

 

AI destekli ürün önerileri, ödeme çözümleri ve kullanıcı davranışları kimin kazanıp kimin kaybedeceğini nasıl belirliyor? Bu değişim, yatırımcılar ve fintech girişimleri için hangi fırsatları ortaya çıkarıyor?

Funda Hanım, 2026 yılı itibarıyla kazananlar ile kaybedenleri ayıran en temel çizgi “pürüzsüzlük” (frictionless experience) ve “öngörülebilirlik” oldu. Kullanıcının ne istediğini o daha aramadan karşısına çıkaran ve ödeme adımını saniyelere indiren uygulamalar sepeti dolduruyor.

AI destekli ürün önerileri artık bir lüks değil, standart. Kullanıcı davranışlarını anlık olarak işleyip dinamik vitrinler sunan markalar, dönüşüm oranlarında (conversion rate) rakiplerine fark atıyor. Yatırımcılar ve fintech girişimleri için buradaki en büyük fırsat, B2B gömülü finans (embedded finance) çözümlerinde yatıyor. E-ticaret platformlarına entegre edilebilen, yapay zeka destekli anında kredi skorlama veya “Şimdi Al Sonra Öde” (BNPL) altyapıları sunan fintech’ler, bu ekosistemin gizli kahramanları ve yatırımcıların yeni gözdesi konumunda.

Sosyal ve video ticaretin yükselişi, mobil uygulamaları ve gelir modellerini radikal biçimde yeniden şekillendiriyor.

 

TikTok, Instagram gibi platformlarla entegrasyon, doğrudan satış ve kullanıcı bağlılığını artırırken yatırımcıların dikkatini çekebilecek hangi yeni fırsatlar ortaya çıkıyor?

Sosyal ticaret, satış hunisini (sales funnel) daha önce hiç olmadığı kadar kısalttı. Eskiden “farkındalık, değerlendirme ve satın alma” şeklinde ilerleyen uzun yolculuk, bugün TikTok veya Instagram’da bir videonun içindeki tek bir butona basmakla son buluyor.

Bu entegrasyonlar Adjust tarafında da bizim çok yakından takip ettiğimiz ve ölçümlediğimiz bir alan. Doğrudan satış ve yüksek kullanıcı bağlılığı, şu fırsatları doğuruyor:

  • İçerik Üreticisi Odaklı Ödeme Çözümleri: Influencer’ların kendi mağazalarını anında kurup ödeme alabildiği mikro-fintech altyapıları devasa bir büyüme potansiyeli taşıyor.
  • Sosyal Platform İçi Cüzdanlar: Kullanıcının uygulamadan çıkmadan güvenle alışveriş yapmasını sağlayan, platforma özel sadakat puanları ve dijital cüzdan çözümleri yatırımcıların radarında ilk sıralarda yer alıyor.

Türkiye mobil ticaret pazarı 2029’a kadar on milyarlarca dolara ulaşacak.

 

Bu büyümeden fintech ve e-ticaret girişimleri nasıl pay alabilir? Hangi segmentler, yatırımcılar ve stratejik ortaklar için en yüksek potansiyeli sunuyor?

Türkiye, genç, teknolojiye son derece yatkın ve mobil penetrasyonu inanılmaz yüksek bir pazar. 2029’a giden yolda bu milyarlarca dolarlık pastadan pay almak isteyen girişimlerin, yerel dinamikleri global teknolojilerle harmanlaması şart.

En yüksek potansiyeli sunan segmentleri şu şekilde özetleyebilirim:

  • Hızlı Ticaret (Quick Commerce) ve Fintech Kesişimi: Günlük alışveriş alışkanlıklarına entegre edilmiş mikro-kredi ve dijital cüzdan çözümleri.
  • Oyun İçi Ticaret (Gaming-Commerce): Türkiye bir mobil oyun devi. Oyun içi ekonomilerin e-ticaret ile birleştiği, dijital varlıkların ve ödüllerin fiziksel alışverişlerde kullanılabildiği modeller stratejik ortaklıklar için inanılmaz bir potansiyel barındırıyor.
  • Sadakat ve Ödül Programları (Cashback): Enflasyonist etkiler ve tüketici alışkanlıkları, anında nakit iadesi veya puan kazandıran fintech çözümlerini çok daha cazip kılıyor.

AI-first uygulamalar ve on-device AI, e-ticaret ve fintech deneyimlerini radikal biçimde dönüştürüyor.

 

Tahminsel öneriler ve otomatikleştirilmiş kullanıcı yolculukları, finansal risk ve büyüme fırsatlarını nasıl değiştiriyor?

Yapay zekanın cihazın kendisine (on-device AI) inmesi, oyunun kurallarını tamamen değiştirdi. Biz Adjust olarak veri gizliliğine (privacy) büyük önem veriyoruz; on-device AI, kullanıcı verisini cihazdan çıkarmadan hiper-kişiselleştirme yapabilmeyi sağlıyor. Bu da e-ticaret ve fintech’ler için altın değerinde.

Tahminsel öneriler, kullanıcının bir sonraki adımını tahmin ederek doğru ürünü doğru anda sunarken; finansal risk tarafında ise muazzam bir güvenlik kalkanı yaratıyor. Kullanıcının cihazı tutuş şeklinden, tıklama hızına kadar biyometrik ve davranışsal veriler cihaz üzerinde işlenerek dolandırıcılık (fraud) girişimleri anında ve sıfır gecikmeyle tespit ediliyor. Büyüme fırsatı tam olarak bu güven ortamında yatıyor; güvenli sistemler, daha cesur kredi ve harcama limitleri demek.

 

Mobil ödemeler ve tek tıkla ödeme çözümleri gelirleri nasıl dönüştürüyor? Mobil cüzdanlar ve hızlı ödeme çözümleri terk edilmiş sepetleri azaltırken, fintech ürünlerinin büyümesini ve yatırım fırsatlarını nasıl etkiliyor?

E-ticaretin en büyük düşmanı “terk edilmiş sepetlerdir”. Ödeme ekranındaki her bir saniyelik gecikme veya fazladan doldurulması gereken her bir form, milyonlarca liralık gelir kaybı anlamına geliyor. Mobil cüzdanlar ve biyometrik onaylı (FaceID/Parmak izi) tek tıkla ödeme çözümleri, bu sürtünmeyi ortadan kaldırıyor. Sepeti terk etme oranları düştükçe, kullanıcı başına elde edilen yaşam boyu değer (LTV) artıyor.

Yatırımcılar artık sadece kullanıcı sayısına değil, sepet dönüşüm oranlarına bakıyor. Kullanıcıya en kusursuz ve hızlı “checkout” deneyimini sunan “White-label” fintech ürünleri, mevcut pazarın en değerli yatırım fırsatlarını oluşturuyor.

Türkiye pazarı, fintech ve mobil ticarette global bir laboratuvar gibi.

Yerel uygulamalar ve start-up’lar global devlerle hangi alanlarda rekabet ediyor ve bu durum yatırımcılar için hangi stratejik avantajları sağlıyor?

Türkiye pazarını bir “laboratuvar” olarak tanımlamanıza kesinlikle katılıyorum. Türk start-up’larının en büyük rekabet avantajı çeviklikleri ve hiper-yerelleşme (hyper-localization) yetenekleri. Global devler standart ürünlerle pazara girerken, yerel oyuncular Türk tüketicisinin parçalı taksit beklentisini, banka sadakat programları entegrasyonlarını ve yerel regülasyonları çok iyi okuyarak anında reaksiyon alabiliyor.

Yatırımcılar için buradaki stratejik avantaj şudur: Türkiye’de bu denli rekabetçi, regülatif ve dinamik bir pazarda başarılı olan, sistemini ölçeklendirebilen bir fintech veya e-ticaret uygulaması, Orta Doğu, Afrika (MENA) ve hatta Doğu Avrupa pazarlarında çok rahatlıkla başarılı olabilir. Türkiye, global açılım için en zorlu ama en öğretici test sahasıdır.

 

Süper uygulama yaklaşımı, e-ticaret ve mobil ödemede oyun değiştirici olabilir mi?

Tek uygulamada çok işlevlilik, kullanıcı bağlılığı ve harcama davranışlarını nasıl etkiliyor ve finansal stratejiler açısından hangi fırsat ve riskleri getiriyor?

Kesinlikle bir oyun değiştirici. Kullanıcının sabah uyanıp kahvesini sipariş etmesinden, taksi çağırmasına ve faturalarını ödemesine kadar tüm gününü tek bir ekosistemde geçirmesi, o uygulamanın elde ettiği verinin gücünü inanılmaz boyutlara taşıyor.

Fırsatlar tarafında, çapraz satış (cross-sell) ve devasa kullanıcı bağlılığı var. Bir hizmetten edinilen kullanıcı (örneğin yemek siparişi), sıfır edinim maliyetiyle (CAC) finansal hizmetlere yönlendirilebiliyor. Ancak riskler de yok değil. Her şeyi yapmaya çalışırken ana değer önerisinden (core value) uzaklaşmak, kullanıcıda arayüz yorgunluğu yaratabilir.

Finansal stratejiler açısından, doğru kurgulanmış bir Super-app, kendi kapalı devre ekonomisini yaratarak dışarıya olan bağımlılığı ve ödeme geçidi maliyetlerini minimize eder.

Mobil pazarlama artık bir seçenek değil, rekabetin merkezinde.

 

Uygulama içi kampanyalar, push bildirimleri ve kişiselleştirilmiş öneriler kullanıcı kazanımı ve sadakatini nasıl artırıyor? Bu trend yatırım ve gelir fırsatlarını hangi yönde şekillendiriyor?

Adjust olarak en çok üzerinde durduğumuz konu bu: Doğru kullanıcıyı bulmak ve onu elde tutmak. Artık rekabet, uygulamayı indirtmekte değil, uygulamayı sildirmemekte.

Uygulama içi kampanyalar ve akıllı push bildirimleri, kullanıcının nerede takıldığını verilerle analiz edip (örneğin sepete ürün eklemiş ama almamış) tam o anlık motivasyonuna uygun, kişiselleştirilmiş teşvikler sunuyor. Bu trend, yatırımların “kullanıcı kazanımından” ziyade “kullanıcıyı elde tutma (retention) ve CRM teknolojilerine” kaymasına neden oluyor.

Yatırımcılar artık “Kaç indirme aldınız?” diye değil, “Mevcut kullanıcılarınızın uygulamanızdaki yaşam boyu değeri (LTV) ve geri dönüşüm oranı nedir?” diye soruyor.

Akıllı mobil pazarlama araçlarına yatırım yapanlar, bu sorulara en tatmin edici yanıtları veren ve gelirlerini katlayanlar oluyor.

Kapat