Aon Türkiye, 30. kuruluş yılını kutladığı “Aon Türkiye 30. Yıl Risk Zirvesi”nde, 2025 Küresel Risk Yönetimi Araştırması’nın sonuçlarını iş dünyasının liderleriyle paylaştı. Zirvede, 63 ülkeden 2.941 iş liderinin katıldığı araştırmanın bulguları, küresel ve yerel ölçekte iş dünyasının geleceğini şekillendiren riskleri gözler önüne serdi.
Döviz kuru Türkiye’nin en büyük riski olarak öne çıktı
Küresel ölçekte en büyük tehdit siber saldırı ve veri ihlali olarak belirlenirken, Türkiye’deki şirketlerin en büyük riski döviz kuru hareketleri oldu. Artan rekabet ikinci, ekonomik durgunluk ise üçüncü sırada yer aldı. Araştırmaya göre Türkiye’de şirketlerin en fazla zararı yüzde 73,3 oranıyla döviz kuru hareketlerinden kaynaklanıyor. Küresel çapta ise bu oran yüzde 53,7 ile ekonomik durgunluktan ileri geliyor.
2025’in ilk 10 riski açıklandı
Küresel çapta ilk sırada siber saldırı ve veri ihlali yer alırken, Türkiye’de döviz kuru hareketleri listenin başında bulunuyor. Türkiye’deki ilk 10 risk sıralaması şöyle:
-
Döviz kuru hareketleri
-
Artan rekabet
-
Ekonomik durgunluk
-
Politik risk
-
Nakit akışı ve likidite riski
-
Faiz oranı hareketleri
-
Tedarik zinciri ve dağıtım sorunu
-
Jeopolitik dalgalanmalar
-
Siber saldırılar ve veri ihlali
-
Emtia fiyatları ve kıtlığı
Yapay zeka ve iklim değişikliği geleceğin riskleri arasında
Aon’un araştırması, yalnızca mevcut riskleri değil, geleceğe yönelik eğilimleri de ortaya koyuyor. 2028 yılına ilişkin projeksiyonlarda yapay zekanın 21 sıra yükselerek 8. en büyük risk haline geleceği öngörülüyor. Katılımcılar ayrıca, iklim değişikliğinin ilk kez ilk 10 risk arasına gireceğini ve 9. sırada yer alacağını belirtiyor. Jeopolitik dalgalanmaların etkisinin ise artarak beşinci sıraya yükseleceği öngörülüyor.
“Risk ve insan sermayesinin doğru yönetilmesi stratejik bir zorunluluk”
Aon Türkiye Eş-CEO’su Selda Oknas Tanbay, “Bu yıl Türkiye verilerini ilk kez küresel raporla birlikte değerlendirme fırsatı bulduk. Bizim sonuçlarımızda ekonomik ve politik risklerin üst sıralarda yer alması, şirketlerin günlük operasyonlarında bu belirsizliklerle daha yoğun şekilde karşı karşıya kalmasından kaynaklanıyor. Bu tablo, yalnızca riskleri tespit etmenin yeterli olmadığını; risk sermayesi ve insan sermayesinin doğru yönetilmesinin de artık stratejik bir zorunluluk haline geldiğini gösteriyor.” ifadelerini kullandı.
“İş dünyası geleceğin belirsizliklerini de yönetmek zorunda”
Aon Türkiye Eş-CEO’su Ferhan Özay ise değerlendirmesinde şunları söyledi: “Türkiye’de önümüzdeki üç yılın en kritik riskleri arasında artan rekabet ve politik dalgalanmalar öne çıkıyor. Ekonomik göstergelerdeki gelişmelerin, yüksek faiz ve maliye politikalarıyla birlikte şirketler için yeni bir maliyet riski oluşturduğu görülüyor. İş dünyası artık yalnızca bugünün risklerini değil, geleceğin belirsizliklerini de yönetmek zorunda.”
Aon’un 2025 Küresel Risk Yönetimi Araştırması, Türk iş dünyasının ekonomik göstergelere duyarlılığını net biçimde ortaya koyuyor. Döviz kuru hareketlerinin listenin başında yer alması, finansal istikrarın kurumsal stratejilerde merkezi bir öncelik haline geldiğini gösteriyor. Jeopolitik belirsizlikler ve artan rekabetin iş dünyasındaki etkisi artarken, yapay zeka ve iklim değişikliği gibi yükselen risklerin 2028 listesine girmesi, şirketlerin uzun vadeli risk yönetimi anlayışlarını yeniden şekillendirmeleri gerektiğini ortaya koyuyor. Bu tablo, sürdürülebilir büyüme için stratejik risk yönetiminin önemini bir kez daha vurguluyor.

