Frankfurt merkezli Oyak Anker Bank, geleneksel çekirdek bankacılık altyapısını geride bırakarak, Hollanda merkezli teknoloji şirketi Mambu’nun bulut tabanlı platformuna geçişini tamamladı. Mambu, bu projeyi “Almanya’daki en iddialı dijital dönüşüm girişimlerinden biri” olarak tanımlıyor.
Migrasyon süreci, Microsoft Azure üzerinde hayata geçirildi ve bölgesel iş ortağı Innovance tarafından desteklendi. Proje kapsamında yalnızca çekirdek sistem değişimi değil, aynı zamanda yeni bir mobil bankacılık platformu, yeniden tasarlanmış bir veri ambarı ve iş ile müşteri ihtiyaçlarına özel bulut tabanlı uygulamalar da devreye alındı.
Kesintisiz Geçiş ve Sıfır Operasyonel Aksama
Yaklaşık 1,25 milyar Euro toplam varlığı yöneten Oyak Anker Bank, dijital dönüşüm sürecinde operasyonlarında hiçbir aksama yaşanmadığını duyurdu. Bankanın Genel Müdürleri Ümit Yaman ve Süleyman Erol, sürece ilişkin yaptıkları ortak açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Mambu ile gerçekleştirdiğimiz bu dönüşümde sıfır kesintiyle ilerledik. Yeni sistem, müşterilerimizin beklentilerine hızlı yanıt vermemizi sağlayacak ve yenilikçi ürünlerin önünü açacak.”
Yeni Ürün ve Hizmetler Yolda
Bankanın açıklamasına göre, Mambu’nun yerleşik ürün motoru sayesinde kısa vadede vadeli mevduat ve bireysel krediler gibi yeni finansal ürünler piyasaya sürülecek. Bu adım, bankanın hem bireysel hem de kurumsal müşteri tarafında rekabet gücünü artırmayı hedefliyor.
Mambu’nun Almanya’da daha önce iş birliği yaptığı kurumlar arasında C24 Bank, SWK Bank, N26 ve Raisin Bank bulunuyor. Avrupa genelinde ise şirket, geçtiğimiz Haziran ayında İsveç merkezli Marginalen Bank ile benzer bir geçiş projesine imza atmıştı.
Oyak Anker Bank’ın Mambu’ya geçişi, sadece teknik bir altyapı dönüşümü değil, aynı zamanda Almanya bankacılık sektöründe dijitalleşmenin hız kazandığını gösteren önemli bir adım. Bulut tabanlı sistemler, bankalara hem esneklik hem de hız kazandırırken, müşterilere de daha güvenli ve kullanıcı dostu hizmetler sunuyor. Bu proje, bankacılığın geleceğinde bulut teknolojilerinin ve tam entegre dijital ekosistemlerin kritik rol oynayacağının güçlü bir işareti olarak görülüyor.

