ABD’de açık bankacılık, parçalı özel girişimlerle ilerleyen ancak banka-fintek gerilimiyle sıkışan bir tabloya sahipken Avrupa, regülasyon odaklı çerçeveler sayesinde daha bütüncül bir modele doğru yol alıyor.
Avrupa’da Regülasyonun Gücü
Avrupa’da açık bankacılığın temelini PSD2 oluşturuyor. Bankaların üçüncü taraflara ücretsiz API erişimi sağlama zorunluluğu, PSD3 ve Finansal Veri Erişim Çerçevesi (FIDA) ile daha da pekiştiriliyor. Bu düzenlemeler, müşteri bazlı verilerin standartlaştırılmasını ve teknik arayüzlerde uyumluluk sağlanmasını hedefliyor. Avrupa’da “pay by bank” ve gerçek zamanlı ödemeler gibi uygulamalar, neobankaların ve fintek inovasyonunun büyümesine zemin hazırlıyor.
Birleşik Krallık’ta Mart ayında açık bankacılık ödemeleri 27 milyon işlem hacmine ulaşırken, aynı dönemde kartlı işlemlerin 1,92 milyar adet olması kart altyapısının hâlâ baskın olduğunu gösteriyor. Bununla birlikte, açık bankacılığa bağlı yetkilendirilmiş havale dolandırıcılığı (APP fraud) artıyor. 2023’te APP kayıplarının %67’si telafi edilmiş olsa da geri ödeme oranlarında sektörel uyumsuzluk sürüyor.
ABD’de Parçalı Yapı ve Güven Sorunu
ABD’de açık bankacılığın gelişimi büyük ölçüde gönüllü banka-fintek iş birliklerine dayanıyor. Birçok kurum API geliştirse de ekran kazıma yönteminin hâlen kullanılması güvenlik açıklarını artırıyor. PYMNTS’in araştırmasına göre, ABD’li tüketicilerin yalnızca %11’i açık bankacılık ödemelerini kullanıyor. Buna karşın kullananların %82’si memnun. Ancak kullanmayanların %56’sı güvenlik ve güven sorunu nedeniyle bu adımı atmamış durumda.
Bankalar, güvenlik ve inovasyon maliyetlerini gerekçe göstererek veri erişimine ücret getirmek isterken, fintekler bunun inovasyonu yavaşlatacağını savunuyor. Son olarak Visa’nın ABD’deki açık bankacılık birimini kapatarak Avrupa ve Latin Amerika pazarlarına odaklanması, regülasyonun yön verdiği pazarlarda büyümenin daha cazip görüldüğünü ortaya koyuyor.
Tüketici Talepleri Belirleyici Olacak
Tüketici motivasyonları ise sürecin seyrinde kritik bir rol oynuyor. PYMNTS’in araştırması, “nakit iadesi veya sadakat ödülleri” gibi teşviklerin açık bankacılığa olan ilgiyi %72 oranında artırabileceğini gösteriyor. Bu da sağlayıcıların yalnızca teknik altyapı değil, aynı zamanda müşteri kazanım stratejileri geliştirmeleri gerektiğine işaret ediyor.
Açık bankacılığın geleceği, regülasyonun yön verdiği Avrupa modeli ile piyasa dinamiklerine bırakılmış ABD yaklaşımı arasındaki farkla netleşiyor. Avrupa’da uyumlu altyapılar ve düzenleyici zorunluluklar inovasyonu hızlandırırken, ABD’de güven, maliyet ve veri erişimi tartışmaları süreci yavaşlatıyor. Tüketici odaklı teşviklerin eklenmesiyle birlikte açık bankacılığın benimsenmesi hızlanabilir. Önümüzdeki dönemde regülasyonların küresel ölçekte uyumlu hale gelmesi, sektörün büyüme ivmesini belirleyen en kritik unsur olacak.

