ABD Hazine Bakanlığı, İran’ın uluslararası finansal sisteme erişimini sağladığını ileri sürdüğü banka, offshore finans kuruluşları ve finansal aracılara yönelik yeni bir yaptırım paketi açıkladı. 15 Ekim 2026’da duyurulan yaptırımlarda Irak merkezli International Development Bank for Investment and Finance, İran bağlantılı iki offshore banka, petrol gelirlerinin transferinde rol aldığı belirtilen kişiler ve şirketler hedef alındı.
Türkiye açısından öne çıkan bölüm ise yaptırım listesine alınan İranlı petrol aracısı Sayyed Ruhollah Razavi’nin finansal ağına ilişkin ABD Hazine Bakanlığı değerlendirmesi oldu. Bakanlık, söz konusu ağın fonları Hong Kong’dan Birleşik Arap Emirlikleri ve Türkiye’ye taşıdığını, burada altın ve nakde dönüştürdüğünü ve ardından İran ile bağlantılı yapılara aktardığını ileri sürdü.
ABD Hazine Bakanlığı’nın açıklamasında Türkiye’de faaliyet gösteren herhangi bir banka veya finans kuruluşuna yönelik yeni bir yaptırım bulunmuyor. Türkiye, açıklamada yaptırımlardan kaçınmak amacıyla kullanıldığı iddia edilen uluslararası para ve değer transfer zincirinin bir güzergâhı olarak geçiyor.
Irak Merkezli Banka Yaptırım Listesine Alındı
Yeni yaptırım paketinin merkezinde Irak merkezli International Development Bank for Investment and Finance bulunuyor.
ABD Hazine Bakanlığı, bankanın İran’a finansal hizmet sağladığını ve ABD dolarına erişim konusunda rol oynadığını ileri sürüyor. Bakanlığın açıklamasına göre banka, daha önce Irak’ta uygulanan ve sonrasında kaldırılan dolar havale mekanizmasına erişimini İran bağlantılı işlemlerde kullandı.
ABD ayrıca bankanın İran devlet kurumları ve Irak’taki İran yanlısı silahlı gruplarla bağlantıları bulunduğunu iddia ediyor.
International Development Bank, İran ekonomisinin finans sektöründe faaliyet gösterdiği gerekçesiyle Executive Order 13902 kapsamında yaptırım listesine alındı.
Bu kararın ardından bankanın ABD’de bulunan veya ABD’li kişilerin kontrolündeki malvarlığı ve malvarlığı hakları bloke edilecek.
Bank Mellat Bağlantılı Offshore Banka da Listede
Yaptırım paketinde iki İran bağlantılı offshore banka da bulunuyor.
ABD Hazine Bakanlığı, İran’ın yaptırımlar nedeniyle uluslararası finansal sisteme erişimde yaşadığı sorunları aşmak için serbest ticaret bölgelerinde faaliyet gösterecek bazı offshore bankalara izin verdiğini belirtiyor.
Bu kapsamda Jazireh International Bank Company ile Chabahar International Bank Overseas Company yaptırım listesine alındı.
Açıklamada Jazireh International Bank Company’nin Bank Mellat ile bağlantılı, Chabahar International Bank Overseas Company’nin ise Bank Shahr ile bağlantılı bir offshore banka olduğu belirtiliyor.
Bu nokta Türkiye açısından ayrıca dikkat çekiyor. FintekWins’in daha önce takip ettiği Bank Mellat dosyasında BDDK, bankanın Türkiye merkez şubesinin faaliyet iznini kaldırmış, ardından TMSF tasfiye sürecinin başladığını açıklamıştı.
Ancak ABD Hazine Bakanlığı’nın 15 Ekim tarihli yeni kararında yaptırım uygulanan kuruluş Jazireh International Bank Company. Açıklamada Bank Mellat’ın Türkiye’deki şubesine veya Türkiye’deki başka bir bankaya yönelik yeni bir yaptırım kararı yer almıyor.
Altın ve Nakit Zincirinde Türkiye Adı Geçiyor
Yeni yaptırım paketinin Türkiye ile doğrudan kesiştiği bölüm, İranlı petrol aracısı Sayyed Ruhollah Razavi hakkında yapılan açıklama.
ABD Hazine Bakanlığı, Razavi’yi İran’ın petrol satışından gelir elde etmesine ve bu gelirlerin ülkeye aktarılmasına yardımcı olan önemli aracılardan biri olarak tanımlıyor.
Bakanlığın iddiasına göre Razavi’nin kullandığı finansal ağlar petrol gelirlerini paravan şirketler, gizli bankacılık yapıları ile nakit ve altın taşıyan aracılar üzerinden hareket ettiriyor.
Açıklamada bu ağların fonları Hong Kong’dan Birleşik Arap Emirlikleri ve Türkiye’ye taşıdığı, burada altın ve nakde çevirdiği ileri sürülüyor.
ABD Hazine Bakanlığı, daha sonra bu varlıkların Mahan Air uçuşları üzerinden İran’a ve İran’ın desteklediği yapılara taşındığını iddia ediyor.
Burada Türkiye’de hangi banka, ödeme kuruluşu, kuyumcu, döviz şirketi veya başka finansal aracının kullanıldığı açıklanmıyor. ABD Hazine Bakanlığı herhangi bir Türk kuruluşunun adını vermiyor.
Dolayısıyla mevcut açıklamadan Türkiye’de belirli bir finans kuruluşunun yaptırımları ihlal ettiği sonucu çıkarılamaz.
Petrol Gelirleri Finansal Sistemde Katmanlandırılıyor
ABD Hazine Bakanlığı’nın anlattığı model, klasik banka transferlerinin ötesine geçen çok katmanlı bir yaptırım kaçınma altyapısına işaret ediyor.
İddiaya göre İran’ın petrol satışından elde ettiği gelirler;
paravan şirketler, offshore bankalar, döviz işlemleri, altın, nakit taşıyan aracılar ve farklı ülkelerdeki finansal kanallar üzerinden hareket ettiriliyor.
Bu yöntem, fonların kaynağı ile nihai faydalanıcısı arasındaki doğrudan bağlantının zayıflatılmasını sağlıyor.
Özellikle altının bu tür yapılarda kullanılması, bankacılık sistemindeki transferlerin fiziksel değere dönüştürülmesine ve fon akışının farklı bir kanala taşınmasına imkân verebiliyor.
Türkiye’nin açıklamada yer aldığı bölüm de tam olarak bu aşamayla ilişkili. Ülke, ABD Hazine Bakanlığı’nın iddiasına göre fonların altın ve nakde dönüştürüldüğü ülkelerden biri olarak gösteriliyor.
Razavi ve İki Şirket de Yaptırım Listesine Girdi
ABD, Razavi’yi İran ekonomisinin petrol sektöründe faaliyet gösterdiği gerekçesiyle yaptırım listesine aldı.
Razavi’nin yönettiği belirtilen Tejarat Gostar Atlas Parsian Kish Company ile Farzanegan Energy Pars Company de yaptırım kapsamına dahil edildi.
ABD Hazine Bakanlığı, bu iki şirketin Razavi tarafından sahip olunan, kontrol edilen veya onun adına hareket eden kuruluşlar olduğunu belirtiyor.
Böylece yeni paket yalnızca finans kuruluşlarına değil, İran’ın petrol gelirlerinin üretilmesi ve uluslararası finansal sisteme taşınmasında kullanıldığı ileri sürülen şirketlere de uzanıyor.
Küba’daki Bir Banka İçin de Ayrı Yaptırım Geldi
Aynı gün ABD Dışişleri Bakanlığı da İran bağlantılı başka bir finansal ilişkiyi hedef aldı.
Küba merkezli Banco Internacional de Comercio S.A., İran merkezli ve ABD yaptırımları altındaki Karafarin Bank’a en az 2022’den beri hizmet sağladığı gerekçesiyle yaptırım listesine alındı.
Bu karar ABD Hazine Bakanlığı’nın finansal ağlara yönelik yaptırım paketiyle eş zamanlı olarak açıklandı.
Ortaya çıkan tablo, Washington’ın İran’ın yalnızca kendi bankalarını değil, farklı ülkelerdeki muhabirlik ve finansal hizmet ilişkilerini de yaptırım politikasının kapsamına aldığını gösteriyor.
Yabancı Bankalar İçin İkincil Yaptırım Riski Var
Yeni kararın Türkiye ve diğer ülkelerdeki finansal kuruluşlar açısından en önemli taraflarından biri ikincil yaptırım riski.
ABD Hazine Bakanlığı, yaptırım listesine alınan kişiler veya kuruluşlar adına bilerek önemli işlem gerçekleştiren ya da bu işlemleri kolaylaştıran yabancı finans kuruluşlarının da ABD yaptırımlarına maruz kalabileceğini belirtiyor.
OFAC bu durumda ilgili yabancı finans kuruluşunun ABD’de muhabir hesap veya payable-through hesap açmasını ya da sürdürmesini yasaklayabiliyor veya ciddi koşullara bağlayabiliyor.
Bu risk özellikle uluslararası dolar transferi yapan bankalar açısından kritik. ABD yaptırım rejiminde doğrudan SDN listesine alınmayan bir finans kuruluşu da yaptırım kapsamındaki kişilerle belirli işlemleri bilerek kolaylaştırması halinde ABD finansal sistemine erişim açısından risk yaşayabiliyor.
Yüzde 50 Kuralı da Devrede
OFAC yaptırımlarında yalnızca listede adı açıkça bulunan şirketler dikkate alınmıyor.
Yaptırım uygulanan bir veya daha fazla kişinin doğrudan ya da dolaylı olarak toplam yüzde 50 veya daha fazla sahip olduğu şirketler de ayrıca listede adı bulunmasa dahi bloke edilmiş kabul ediliyor.
Bu nedenle bankaların yaptırım taramalarında yalnızca şirket isimlerine bakması yeterli olmayabiliyor.
Ortaklık yapısı, gerçek faydalanıcı, kontrol ilişkileri, karşı taraf bağlantıları ve işlemin ekonomik amacı da değerlendirmeye giriyor.
Türkiye bağlantısının uyum açısından önemli hale geldiği noktalardan biri de burada ortaya çıkıyor. Açıklamada belirli bir Türk kuruluşu adı verilmese bile İran bağlantılı yaptırım ağlarıyla çalışan bankaların, ödeme kuruluşlarının ve diğer finansal aktörlerin karşı taraf ve gerçek faydalanıcı kontrollerini daha geniş bir ağ üzerinden yürütmesi gerekiyor.
Operation Economic Outcast Finansal Ağlara Odaklanıyor
15 Ekim’deki yaptırım paketi, ABD Hazine Bakanlığı’nın Operation Economic Outcast adını verdiği daha geniş yaptırım programının parçası.
Program kapsamında İran’ın petrol gelirleri, yaptırım kaçınma ağları, finansal aracılar, paravan şirketler ve İran bağlantılı uluslararası finans kanalları hedef alınıyor.
ABD Hazine Bakanlığı, İran’ın kapsamlı yaptırımlar nedeniyle çok ülkeli “shadow banking” ağlarına başvurduğunu ve bu yapıların petrol gelirlerinin taşınması, dolar erişimi, silah tedariki ve bölgesel grupların finansmanında kullanıldığını ileri sürüyor.
Bu nedenle yeni yaptırımlar tek bir banka veya tek bir transfer kanalını hedefleyen işlemden daha geniş bir çerçeve taşıyor.
Türkiye Bağlantısında Kritik Ayrım
FintekWins açısından haberin en önemli noktası Türkiye’nin ABD Hazine Bakanlığı açıklamasında doğrudan anılması.
Ancak mevcut belge Türkiye’de bir bankanın yaptırım listesine alındığını söylemiyor. Türk finans sistemindeki belirli bir kuruluş hakkında yaptırım ihlali tespiti de açıklanmıyor.
ABD’nin iddiası, yaptırım kapsamına alınan Razavi bağlantılı ağın fonları Hong Kong üzerinden BAE ve Türkiye’ye taşıdığı ve bu ülkelerde altın ile nakde dönüştürdüğü yönünde.
Bu nedenle haberde Türkiye bağlantısını “Türkiye’de banka yaptırımı” şeklinde okumak yanlış olur.
Asıl gelişme, İran’a yönelik yaptırım kaçınma soruşturmalarında Türkiye’nin altın ve nakit dönüşüm zincirlerinden biri olarak ABD Hazine Bakanlığı açıklamasına girmesi.
Bankalar ve diğer finans kuruluşları açısından bu durum; İran bağlantılı işlemlerde müşteri, gerçek faydalanıcı, muhabir banka, altın ticareti ve çok katmanlı para transferlerinin birlikte değerlendirilmesini daha önemli hale getiriyor.
ABD’nin yabancı finans kuruluşlarına yönelik ikincil yaptırım uyarısı da bu çerçevede değerlendirildiğinde, yeni yaptırım paketinin Türkiye açısından en önemli sonucu doğrudan bir yaptırım kararı değil, İran bağlantılı finansal ağlarda Türkiye güzergâhının açık biçimde işaretlenmiş olması.


