ABD’de debit kart ödemelerinin ekonomik yapısını değiştirebilecek önemli bir mahkeme kararı çıktı. ABD Sekizinci Temyiz Mahkemesi, Federal Reserve’ün büyük bankalar için uyguladığı debit kart interchange ücret tavanını hukuka aykırı bulan alt mahkeme kararını onadı.
Kararla birlikte Fed’in 2011’den bu yana yürürlükte olan interchange ücret metodolojisini yeniden oluşturması gerekiyor.
Mevcut düzenleme, kapsama giren debit kart işlemlerinde bankaların işlem başına 21 sent + işlem tutarının yüzde 0,05’i kadar interchange ücreti almasına izin veriyor. Belirli fraud-prevention standartlarını karşılayan bankalar için ayrıca 1 sentlik ek ücret uygulanabiliyor. Temyiz Mahkemesi, Fed’in bu hesabı oluştururken yasa kapsamında dikkate alınamayacak bazı sabit maliyetleri ücret formülüne dahil ettiğine hükmetti.
Mahkemenin 26 Ekim 2026 tarihli kararında, Durbin Amendment kapsamında esas alınması gereken maliyetin tek bir debit kart işleminin bankaya getirdiği “incremental”, yani marjinal maliyet olduğu vurgulandı. Mahkeme, sabit maliyetlerin bu hesaplamaya dahil edilemeyeceği sonucuna vardı.
Karar, ABD’de yılda 100 milyardan fazla işlemi ilgilendiriyor. Mahkeme verilerine göre yalnızca 2023 yılında Amerikalı tüketiciler debit kartlarını 100 milyardan fazla kez kullandı ve bu işlemlerin toplam hacmi 4,7 trilyon dolara ulaştı.
21 sentlik tavan nasıl ortaya çıktı?
Debit kartla yapılan bir ödeme, tüketicinin kartını POS cihazında kullanmasından çok daha geniş bir finansal altyapı üzerinden ilerliyor.
İşlem önce yetkilendirme aşamasından geçiyor. Kartı çıkaran banka müşterinin bakiyesini ve olası fraud riskini kontrol ediyor. Ardından clearing ve settlement süreçleriyle para iş yeri bankasına aktarılıyor.
Bu süreç karşılığında merchant’ın bankası, kartı çıkaran bankaya interchange ücreti ödüyor.
ABD Kongresi, 2010 yılında Dodd-Frank Yasası kapsamındaki Durbin Amendment ile Fed’e bu ücretlerin “makul ve işlem maliyetiyle orantılı” olmasını sağlayacak standartlar oluşturma görevi verdi.
Federal Reserve bunun üzerine Regulation II düzenlemesini hazırladı.
2011’de oluşturulan sistem kapsamında maksimum interchange ücreti işlem başına 21 sent olarak belirlendi. Buna işlem değerinin yüzde 0,05’i oranındaki fraud-loss bileşeni ile gerekli fraud-prevention standartlarını sağlayan bankalar için 1 sentlik ek ücret eklendi.
Yaklaşık 15 yıldır ABD debit kart ekonomisinin temel fiyatlandırma mekanizmalarından biri bu formülle çalışıyor.
Mahkeme Fed’in hangi hesabını yanlış buldu?
Davanın merkezinde “incremental cost” kavramının nasıl yorumlanması gerektiği bulunuyor.
Sekizinci Temyiz Mahkemesi, bu kavramın ekonomik anlamıyla marjinal maliyeti, yani bankanın tek bir ilave debit kart işlemini gerçekleştirmesi sonucunda oluşan ek maliyeti ifade ettiğine hükmetti.
Mahkemeye göre Durbin Amendment, Fed’e transaction-specific maliyetleri dikkate alma yetkisi veriyor.
Buna karşılık işlem sayısı artsa veya azalsa da varlığını sürdüren sabit maliyetler ücret tavanının hesaplanmasında kullanılamıyor.
Kararda bilgisayar yazılımı örneği özellikle dikkat çekiyor.
Bir banka fraud tespiti için tek seferlik bir yazılım satın aldığında, bu yazılım bir işlem işlense de milyonlarca işlem işlense de aynı sabit maliyeti yaratabiliyor. Mahkeme, bu tür yazılım, donanım, iş gücü ve ağ bağlantısı maliyetlerinin bazı durumlarda sabit maliyet niteliğinde olduğunu ve debit interchange formülüne dahil edilemeyeceğini belirtiyor.
Alt mahkeme daha önce Fed’in authorization, clearance ve settlement ile bağlantılı bazı sabit maliyetleri, network processing ücretlerini, fraud transaction-monitoring maliyetlerini ve fraud kayıplarını Regulation II kapsamında hesaba kattığını tespit etmişti. Temyiz Mahkemesi bu yaklaşımı onayladı.
Fed yeni bir interchange metodolojisi hazırlamak zorunda
Kararın doğrudan sonucu, Federal Reserve’ün mevcut ücret hesaplama yöntemini yeniden ele almak zorunda kalması.
Mahkeme, Fed’in en azından maliyetleri işlem bazlı olanlarla işlemden bağımsız olanlar şeklinde ayırması gerektiğini ortaya koyuyor. Sektör kuruluşları da kararın Regulation II’nin yeniden yazılmasını gerektirdiğini değerlendiriyor.
Fed aslında daha düşük bir ücret tavanı üzerinde zaten çalışıyordu.
2023 yılında yayımlanan öneride mevcut 21 sentlik sabit bileşenin 14,4 sente, işlem tutarı üzerinden alınan yüzde 0,05’lik bölümün yüzde 0,04’e düşürülmesi ve fraud-prevention adjustment’ın 1,3 sent olarak belirlenmesi teklif edilmişti.
Ancak bu öneri henüz nihai düzenlemeye dönüşmedi. Sekizinci Temyiz Mahkemesi de devam eden bu rulemaking sürecinin mevcut Regulation II’nin hukuka uygunluğu konusunda verdiği kararı değiştirmediğini açıkça belirtti.
Yeni mahkeme kararı, Fed üzerindeki düzenleme baskısını artık çok daha farklı bir noktaya taşıyor.
Yeni ücret tavanının yalnız daha düşük bir sayıdan oluşması yetmeyecek. Fed’in o rakama ulaşırken hangi maliyetleri hesaba kattığını da mahkemenin çizdiği sınırlar içinde yeniden tanımlaması gerekecek.
21 sentlik tavan bu sabah otomatik olarak sıfırlanmadı
Kararın etkisini aktarırken önemli bir süreç ayrımı bulunuyor.
Sekizinci Temyiz Mahkemesi alt mahkemenin Regulation II’yi iptal eden kararını onayladı ve dosyayı sonraki işlemler için geri gönderdi.
Bu durum “ABD’de debit kartlardan artık interchange ücreti alınmıyor” şeklinde yorumlanmamalı.
Kararın ardından mahkeme sürecinin tamamlanmasına ilişkin prosedürel aşamalar bulunuyor ve Federal Reserve’ün yeniden inceleme gibi hukuki seçenekleri de mevcut. Dolayısıyla mevcut ücret yapısının piyasadaki fiilî uygulamasının hangi tarihte ve hangi geçiş mekanizmasıyla değişeceğini sonraki hukuki ve düzenleyici adımlar belirleyecek.
Bugünkü esas haber, 21 sentlik ücret metodolojisinin hukuki temelinin temyiz mahkemesinde de geçersiz bulunması.
Merchantlar için maliyet düşüşü ihtimali
Perakendeciler kararı uzun süredir devam eden interchange mücadelesinde önemli bir kazanım olarak görüyor.
Merchant gruplarının temel iddiası, mevcut ücretlerin debit işlemin gerçek marjinal maliyetinin çok üzerinde kaldığı yönünde.
FMI ve Retail Litigation Center gibi kuruluşlar kararın ardından Fed’e yeni ücret standardını hızla oluşturma çağrısı yaptı. Merchant temsilcileri, yeni tavanın işlem bazlı gerçek maliyetlere daha yakın olması halinde işletmelerin debit kart kabul maliyetlerinin önemli ölçüde düşebileceğini savunuyor.
Özellikle yüksek hacimli market, restoran, akaryakıt ve perakende şirketleri açısından birkaç sentlik fark bile yıllık ödeme maliyetlerinde büyük tutarlara ulaşabiliyor.
Bu nedenle karar yalnız bankaları ilgilendiren teknik bir fiyatlandırma tartışması olarak kalmıyor.
ABD perakende ekonomisinin ödeme maliyetlerini de doğrudan etkileyebilecek bir sürecin başlangıcını oluşturuyor.
Bankalar gelir kaybı konusunda uyarıyor
Bankacılık sektörü ise kararın farklı sonuçlarına dikkat çekiyor.
American Bankers Association, Consumer Bankers Association ve diğer banka kuruluşları, mevcut ücretlerin yalnız işlemin teknik olarak iletilmesini karşılamadığını; fraud önleme, veri güvenliği ve ödeme altyapısının işletilmesi için de kaynak sağladığını savunuyor.
Mahkeme kararı sonunda interchange tavanı önemli ölçüde düşerse debit kart çıkaran büyük bankaların bu alandaki gelirleri azalabilir.
Bu noktada tüketici tarafında da ikinci bir tartışma başlayabilir.
Bankalar interchange gelirlerindeki kaybı ücretsiz checking hesapları, debit kart ödülleri veya diğer bankacılık ücretleri üzerinden telafi etmeye çalışabilir.
Bu sonuç henüz kesinleşmiş bir gelişme değil; yeni ücret yapısının hangi seviyede belirleneceği bilinmiyor.
Ancak karar bankaların debit kart gelir modelini yeniden değerlendirmesini gerektirebilecek kadar önemli.
Visa ve Mastercard açısından da önemli
Interchange ücretini doğrudan kart ağları tahsil etmese de Visa ve Mastercard debit kart ekonomisinin temel altyapı sağlayıcıları arasında yer alıyor.
Ağlar işlem yönlendirmesini gerçekleştiriyor ve interchange oranlarının uygulanmasında merkezi rol oynuyor.
Fed’in oluşturacağı yeni tavan, bankaların hangi debit ürünlerini nasıl fiyatlandırdığı kadar merchantların ödeme ağları üzerindeki maliyetlerini de etkileyebilir.
Bu nedenle karar bankalar ile merchantlar arasındaki gelir paylaşımını yeniden şekillendirirken kart ağlarının debit ekosistemindeki rekabet yapısını da etkileyebilir.
Özellikle alternatif debit routing ağlarının ve merchantların daha düşük maliyetli ödeme rotaları aramasının önemi artabilir.
ABD’deki debit interchange kararının önemi 21 sentlik bir ücretin iptal edilmesinden çok daha büyük. Burada mahkeme, ödeme altyapısının maliyetinin nasıl hesaplanacağına ilişkin temel metodolojiyi değiştiriyor. Federal Reserve yaklaşık 15 yıldır debit kart fiyatlandırmasını bankaların çeşitli işlem ve altyapı maliyetlerini içeren bir formülle yönetiyordu. Sekizinci Temyiz Mahkemesi ise çizgiyi çok daha dar bir yere çekiyor: Tek bir ilave debit kart işleminin yarattığı marjinal maliyet. Eğer Fed yeni kuralı bu yaklaşım doğrultusunda hazırlarsa sonuç 14,4 sentlik önceki öneriden bile farklı olabilir. Bugün için yeni tavanın kaç sent olacağını bilmiyoruz. Ancak kimin baskı altında kalacağı çok daha net.
Merchantlar daha düşük ödeme kabul maliyetleri istiyor. Bankalar fraud, güvenlik ve altyapı maliyetlerinin gelir modelinde karşılığının bulunmasını savunuyor. Fed ise artık yeni formülünü mahkemenin çizdiği hukuki sınırlar içinde oluşturmak zorunda. 2023’te 100 milyardan fazla işlem ve 4,7 trilyon dolarlık hacme ulaşmış bir ödeme pazarında birkaç sentlik değişiklik bile milyarlarca dolarlık gelir paylaşımını etkileyebilir.
Bu nedenle karar yalnız ABD’deki bir interchange davasının sonucu olarak okunmamalı. Bankalar, merchantlar ve ödeme ağları arasında debit kart ekonomisinin nasıl paylaşılacağını yeniden belirleyebilecek bir fiyatlandırma süreci başlıyor. Önümüzdeki aşamada izlenmesi gereken iki gelişme var: Federal Reserve’ün karara karşı hangi hukuki adımları atacağı ve yeni interchange metodolojisinde hangi maliyetleri kabul edilebilir göreceği.


